Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 16

3. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar

3. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar

Madde 16 - Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir.

Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar.

I-) Yargı Kararları:

1-) YİBK, T: 15.04.1942, E: 1940/14, K: 1942/9:

“… Suçtan zarar gören küçüklerin gerek müdahale yoliyle ve gerek şahsi dâva müddeisi sıfatiyle dâva ve şikâyet hakkına malik olup olmadığını tâyin emrinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda ve Kanunu Medenide mevcut olan ahkâm gözden geçirildikte; re’sen takibine cevaz olan veya Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun (344) üncü maddesinde gösterilen ve takibi şikâyete bağlı bulunan suçların gayrisinde küçüklerin dâva hakkına malik olup olmadıkları hakkında mezkûr Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda bir sarahat mevcut değilse de: Kanunu Medeninin (16) ncı maddesinde şahsa merbut olan haklarından dolayı mümeyyiz olan küçüklerin; dâva hakkına malik bulundukları tasrih edilmek suretiyle suçtan zarar gören mümeyyiz küçüklerin, kendi kendilerine dâva ve şikâyette bulunmaları kanunen tecviz edilmiş olmasına ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun (344) üncü maddesi hükmünce kanuni mümessillere şahsi dâva açmak hakkının verilmesi, doğrudan doğruya suçtan zarar gören ve Kanunu Medeni hükmünce şahsa merbut olan haklarından dolayı dâva açmaya filesas salâhiyettar olan, mümeyyiz küçüklerin gerek (344) üncü maddede gösterilen ve gerek bu maddenin dışında kalan şahsa kaşı işlenmiş olan suçlardan dolayı dâva açmak hak ve salâhiyetlerini nezetmiyeceğine ve temsil hakkına malik olan kimselerin bu husustaki salâhiyetleri; mümeyyiz küçüklerin dâva ve şikâyette bulunmadıkları takdirde onların yerine kaim olarak menfaatlarını himaye etmekten ibaret bulunmasına nazaran kanuni mümessilinin rızası olsun olmasın mümeyyiz küçüklerin doğrudan doğruya şahıslarına karşı işlenmiş olan suçlardan dolayı dâva ve şikâyet hakkına malik olduklarına mevcudun üçte ikisinin reyleriyle … karar verildi.” (RG. 06.07.1942; S: 5150).

2-) Y. 6. HD, T: 21.03.2011, E: 2010/14334, K: 2011/3364:

“… Dava, miras bırakanın banka hesabında bulunan nakit para üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, bankada bulunan nakit para üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan H. Ç. kayyımı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davada taraf olarak gösterilen M. Ç.’ya dava dilekçesinin tebliğ edilmediği dosyaya sunulan Ha. Ç.’nun mirasçılarını gösteren 21.05.2009 tarihli mirasçılık belgesinden davalı M. Ç.’nun 25.08.1993 doğumlu olduğu, dava tarihi itibariyle de 18 yaşını tamamlamadığı anlaşılmaktadır. Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar kural olarak dava ehliyetine sahip değildir. (H.U.M.K.’nun 38 ve T.M.K.’nun 16. maddesi) Bu sebeple temyiz kudretine sahip küçükler ve kısıtlılar davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edilir. Bu durumda, davalı M. Ç.’nun yasal temsilcisinin saptanarak husumetin yasal temsilcisine yöneltilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükümün bozulması gerekmiştir. Hüküm bu sebeple bozulmalıdır. … “

Not: Bu yönde bkz. Y. 19. HD, T: 07.04.2010, E: 2009/6125, K: 2010/4104.

3-) Y. 2. HD, T: 12.01.2005, E: 2004/16916, K: 2005/363:

“… Toplanan delillerden davacının akıl hastalığı sebebiyle vesayet altına alındığı anlaşılmaktadır. Hakim huzurunda vasinin iradesini boşanma doğrultusunda açıklamış olması, boşanma isteğinin şahsa bağlı haklardan olması sebebiyle sonuç doğurmaz. Asilin dinlenme olanağı da yoktur.

Bu gibi hallerde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin 1. ve 2. fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır. …”

4-) Y. 4. HD, T: 12.06.2002, E: 2002/6689, K: 2002/7259:

“… Dava, davalıların murisinin kaçak su kullanımından doğan maddi zararın tazmini istemine ilişkin olup, husumet dava tarihinde ölü bulunan murisin mirasçılarına yöneltilmiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararı davacı ve davalı Yüksel E. kendine asaleten, Fikri E. ve Ali Deniz E.’a velayeten temyiz etmiştir.

Davanın açıldığı tarihte davalılardan Fikri E. 11, davalı Ali Deniz E. 9 yaşında olup, halen reşit değildirler.

Reşit olmayan kimse, medeni hakları kullanma ehliyetinden yoksun bulunması itibarıyla, husumet ehliyeti olmadığından, aleyhine dava açılamaz.

Dava ehliyeti bulunmayan bu kişiler, taraf oldukları davalarda kanuni temsilcileri tarafından temsil edilirler. Dava ehliyeti olmayan anılan davalılar reşit kişiler gibi dava açılmış ise de, davanın davalı küçüklerin velilerine yöneltilmesi gerekir. Mahkemece bu hukuki esaslar uyarınca, husumetin davalıların velisine yöneltilmesi gerekir iken, reşit olmayan küçükler aleyhine açılan davaya devam edilmesi usul kurallarına aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir ...”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

3– Temyiz kudretini haiz küçük veya mahcur

Madde 16

Mümeyyiz bulunan küçükler ile mahcurlar, kanuni mümessillerinin rızaları olmadıkça bizzat kendi tasarruflariyle iltizam edemezler. Ivazsız iktisapta ve münhasıran şahsa merbut hakları kullanmakta bu rızaya muhtaç değillerdir. Haksız fiillerinden mütevellit zarardan mesuldürler.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 16 ncı maddesini karşılamaktadır.

Maddede ayırt etme gücüne sahip oldukları hâlde küçük ya da kısıtlı olan kişilerin fiil ehliyetleri düzenlenmektedir. Kenar başlık terim birliğini sağlamak üzere “Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar” şeklinde değiştirilmiştir. Maddede kullanılan “kanunî mümessil” deyimi yerine daha güzel bir ifade tarzı olan ve dilimize yerleşmiş bulunan “yasal temsilci” deyimi kullanılmıştır. “İvazsız iktisap” yerine “karşılıksız kazanma”, “münhasıran şahsa merbut haklar” yerine de “kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar” deyimleri kullanılmıştır.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

3. Urteilsfähige Unmündige oder Entmündigte

Art. 19

1 Urteilsfähige unmündige oder entmündigte Personen können sich nur mit Zustimmung ihrer gesetzlichen Vertreter durch ihre Handlungen verpflichten.

2 Ohne diese Zustimmung vermögen sie Vorteile zu erlangen, die unentgeltlich sind, und Rechte auszuüben, die ihnen um ihrer Persönlichkeit willen zustehen.

3 Sie werden aus unerlaubten Handlungen schadenersatzpflichtig.

2-) CCS:

3. Mineurs et interdits capables de discernement

Art. 19

1 Les mineurs et les interdits capables de discernement ne peuvent s’obliger par leurs propres actes qu’avec le consentement de leur représentant légal. 

2 Ils n’ont pas besoin de ce consentement pour acquérir à titre purement gratuit, ni pour exercer des droits strictement personnels.

3 Ils sont responsables du dommage causé par leurs actes illicites.

 

Not: İsviçre Medenî Kanunu’nun 19. maddesine 19.12.2008 tarihli Federal Kanun ile 01.01.2013 itibariyle yeni bir kenar başlık eklenmiş ve maddenin ilk iki fıkrası değişikliğe uğramıştır. Buna ilaveten aynı düzenleme ile “Yasal temsilcinin onayı” kenar başlıklı 19a, “Onayın bulunmaması” kenar başlıklı 19b, “Kişiye sıkı surette bağlı haklar” kenar başlıklı 19c, “Medeni hakların sınırlı kullanımı” kenar başlıklı 19d maddeleri kanuna eklenmiştir.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.