Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 301

I. Dava hakkı

B. Babalık hükmü

I. Dava hakkı

Madde 301 - Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler.

Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.

Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.

I-) Yargı Kararları:

1-) YHGK, T: 02.02.2005, E: 2004/2-746, K: 2005/22:

“… Türk Medeni Kanununun 301. maddesi gereğince davanın Cumhuriyet Savcısına ve Hazineye ihbarı zorunludur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 49. maddesi gereğince davanın Cumhuriyet Savcısı ve hazineye ihbar edilmeden katılmalarına imkân tanınmadan, gösterdikleri takdirde delilleri de toplanmadan eksik hasım ve tahkikatla hüküm kurulması doğru değildir. …”

2-) Y. 2. HD, T: 22.11.2007, E: 2007/17575, K: 2007/16310:

“… Dava babalığın tesbiti ile maddi ve manevî tazminat isteklerine ilişkin olup, Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış, karar ise Aile Mahkemesi sıfatıyla verilmiştir.

Türk Medeni Kanununun 301. maddesine dayalı babalık hükmü aile mahkemesinin görevine girmekte ise de birlikte istenilen maddi ve manevî tazminatın dayanağı Borçlar Kanunu olduğundan, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Bu nedenle mahkemece bu isteklerle ilgili tefrik kararı verilmesi ve davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılması gerekirken, bu istekler hakkında da, aile mahkemesi sıfatıyla esasa ilişkin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı ise de, bu hususun hükmün ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığı ve hükmün maddi ve manevî tazminatla ilgili bölümünün de onanmasına karar verildiği anlaşıldığından, karar düzeltme isteminin maddi ve manevî tazminat yönünden kabulüne, bu isteklerle ilgili onama kararının kaldırılmasına, hükmün maddi ve manevî tazminat yönünden bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir …”

3-) Y. 2. HD, T: 22.10.2007, E: 2006/19367, K: 2007/14093:

Bkz. madde 284.

4-) Y. 2. HD, T: 18.05.2006, E: 2006/1521, K: 2006/7810:

“… Babalığına karar verilen Reman 06.07.1995 tarihinde ölmüş, dava ise 10.12.1997 günü açılmıştır. Bu nedenle mirasçı davalıların nafaka ve tazminatla yükümlü tutulması doğru değildir. …”

5-) Y. 2. HD, T: 24.01.2006, E: 2005/20724, K: 2006/254:

“… Davacı Ş. tarafından G. ve kocası Y. aleyhine 9.10.2003 tarihinde açılan nüfus kaydının iptali davası sonucunda; K. 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/575 esas, 2004/92 karar sayılı kararı ile, davacının G. ve Y.’in çocuğu olmadığı belirlenerek davalıların hanesindeki kaydının iptaline karar verilmiş, bu karar temyiz edilmeksizin 20.5.2004 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı Ş.’in, G. ve kocası Y. ile soybağı ilişkisi olmadığını belirleyen ve onların hanesindeki kaydının iptaline ilişkin bu hüküm, inşai nitelikte olup, geriye yürür. Başka bir ifade ile, açıklanan inşai hüküm, hukuki sonuçlarını geçmişten itibaren doğurur. Bu bakımdan, davacı ile davalılar U. K. (Y) ve eşi M. (E) Y. arasında 12.4.1991 tarihinde kurulan evlatlık ilişkisi yok hükmündedir. Bu bakımdan davacının davalılar U. ve M. (E.) Y.’nın hanesindeki evlatlık kaydının iptaline karar verilmesi gerekir. Ne var ki, davacı; dava dilekçesinde evlatlık kaydının terkini ve iptali ile birlikte annesinin kızlık hanesine tescilinin yapılmasını ve babasının da Alman uyruklu J.G. olduğunun belirtilmesini de istemiştir. Bu istek, babalığa hüküm talebini içermektedir. Alman uyruklu J.G.’e husumet yöneltilmesi, gösterdiği takdirde delillerinin toplanması, Türk Medeni Kanununun 301/3.maddesi gereğince davanın Hazineye ve Cumhuriyet Savcılığına ihbar edilmesi ve hasıl olacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken eksik hasım ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. …”

6-) Y. 2. HD, T: 25.10.2005, E: 2005/12251, K: 2005/14805:

“… Dava, ana tarafından açılan babalık davasıdır. Çocuklardan R., E., N. ve N. sırasıyla 29.01.1989, 29.01.1991, 29.01.1995 ve 29.01.1997 doğumlu olup ergin değildir. Yasal temsilci olan ana ile çocukların menfaati çatışma halindedir (TMK. md. 426/2). Bu çocuklara kayyım tayin ettirilmesi, davanın kayyıma ihbar edilmesi, (T.M.K. md. 301/3), kayyımın katılması halinde gösterdiği takdirde delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir …”  

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

C BABALIK DÂVASI

I. Dâva hakkı

Madde 295

Evlilik haricinde doğan çocuğun anası, babanın hükmen tâyini için ikamei dâva edebilir. Çocuk ta bu hakkı haizdir. Dâva, baba veya mirasçıları aleyhine ikame olunur.

III-) Madde Gerekçesi:

Madde çocuk ile babası arasındaki soybağının hâkim hükmü ile kurulabilmesi olanağını, bu olanağın gerçekleşmesini dava açma yoluyla sağlayabilecek kişileri, davanın kime karşı açılacağını ve kime ihbar edileceğini düzenlemektedir. Yürürlükteki Kanunun 295 inci maddesini karşılayan bu maddede İsviçre Medenî Kanununun 261 inci maddesinden esinlenilmiş olmakla birlikte, İsviçre Medenî Kanununun anılan maddesinin aynen alınması söz konusu değildir.

Birinci fıkra ana ve çocuğun, baba ile çocuk arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini isteyebileceklerini, yani ana ve çocuğun babalık davası açabileceklerini hükme bağlamaktadır. Kaynak maddenin birinci fıkrasının aynısıdır. Dava hakkına hem anne hem de çocuk ayrı ayrı sahiptirler.

İkinci fıkrada ise, davalılar belirlenmiştir. Bunlar baba ve babanın ölümü hâlinde onun mirasçılarıdır. Kaynak maddede ise, davanın, babaya veya onun ölümü hâlinde, sırasıyla, babanın altsoyuna, anne ve babasına veya kardeşlerine yahut bunlar da yoksa babanın son yerleşim yerindeki yetkili resmî makama karşı açılacağı öngörülmüştür. Buna karşılık davalı olabilecek mirasçılar maddede sınırlanmamış ve resmî makamlar olarak Cumhuriyet savcısı ile babalık davasının dokunduğu çıkarları korunması gereken Hazine dava kendilerine ihbar edilecek kişiler olarak üçüncü fıkraya alınmıştır. Üçüncü fıkra gereğince dava kendisine ihbar edilecek diğer kişi, dava ana tarafından açılmışsa kayyım, kayyım tarafından açılmışsa ana olacaktır. Cumhuriyet savcısına ihbar zorunluluğu, babalık davalarının kamu düzenini de ilgilendirmesi nedeniyle getirilmiştir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

B. Vaterschaftsklage

I. Klagerecht

Art. 261

1 Sowohl die Mutter als das Kind können auf Feststellung des Kindesverhältnisses zwischen dem Kind und dem Vater klagen.

2 Die Klage richtet sich gegen den Vater oder, wenn er gestorben ist, nacheinander gegen seine Nachkommen, Eltern oder Geschwister oder, wenn solche fehlen, gegen die zuständige Behörde seines letzten Wohnsitzes.

3 Ist der Vater gestorben, so wird seiner Ehefrau zur Wahrung ihrer Interessen die Einreichung der Klage vom Gericht mitgeteilt.

2-) CCS:

B. Action en paternité

I. Qualité pour agir

Art. 261

1 La mère et l’enfant peuvent intenter action pour que la filiation soit constatée à l’égard du père.

2 L’action est intentée contre le père ou, s’il est décédé, contre ses descendants ou à leur défaut, dans l’ordre, contre ses père et mère, contre ses frères et soeurs ou contre l’autorité compétente de son dernier domicile.

3 Lorsque le père est décédé, le juge informe l’épouse que l’action a été intentée afin qu’elle puisse sauvegarder ses intérêts.

 

Not: İMK. m. 261/f. 2’de TMK. m. 301’den farklı olarak “mirasçıları” ifadesi kullanmamaktadır, davalı olabilecek kişiler ayrı ayrı sayılmıştır. Buna göre babalık davası, baba olduğu iddia edilen kişi ölmüş ise onun alt soyu, alt soyu mevcut değilse sırasıyla ana ve babası, erkek ve kız kardeşleri veya son yerleşim yeri yetkili mercii aleyhine açılacaktır. İsviçre Medenî Kanunu’nun 261. maddesinin 3. fıkrası Türk Medenî Kanunu’nun 301. maddesine alınmamıştır.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.