Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 306

II. Birlikte evlât edinme

II. Birlikte evlât edinme

Madde 306 - Eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler; evli olmayanlar birlikte evlât edinemezler.

Eşlerin en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları gerekir.

Eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlât edinebilir.

I-) Anayasa Mahkemesi Kararı:

Türk Medenî Kanunu’nun 306. maddesi ile 307. maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’nın 5., 10., 13. ve 41. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Ancak bu talep Anayasa Mahkemesi’nin T: 09.07.2009, E: 2004/38, K: 2009/108 sayılı kararı ile reddedilmiştir:

“… Dava konusu kurallar evlat edinilecek çocukların yararlarının korunmasını öncelikli kılarak evlilik ilişkisi devam ettiği sürece evlat edinilen çocuğun “aile” içine alınması ve doğal soybağına yaklaştırılan bir ilişki kurarak, evlat edinilen çocuğun yararının azami şekilde gözetilmesine öncelik vermektedir...

Evli olanların ancak birlikte evlat edinebilecekleri, ayrı evlat edinmeye ancak birlikte evlat edinmenin imkânsız olduğu sayılı durumlarda izin verildiğine ilişkin kurallar, tek başına evlat edinenler karşısında farklı bir uygulama yaratmış gözükse de, iradi olarak evlilik ilişkisi kurmuş olanlarla, evli olmayanların Anayasa’nın 10. maddesi anlamında “aynı hukuksal konumda” oldukları ileri sürülemeyeceğinden, bu yönden Anayasa’ya aykırılıktan söz edilemez…

Evlatlık ilişkisi, evlat edinen ile edinilen arasında soybağı kurulmasını ve çocuğun yüksek menfaatlerini koruyup geliştirebilecek bir aile yaratılmasını amaçladığından, iptali istenen kuralların Anayasa’nın 41. maddesindeki “Ailenin ve çocukların korunması” yükümlülüğüyle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Evli olanların ancak birlikte evlat edinebileceklerine ilişkin kuralın, bu kişilerin evlilik birliği devam ettiği sürece kural olarak tek başlarına evlat edinmelerini yasaklamakla, eşlerden birinin “bireysel” tercihlerine bir sınırlama getirmekte ise de, evlat edinme işlemi doğrudan kendi özerklik alanıyla sınırlı bir tasarruf değildir.

Evlatlık ilişkisi, evlat edinen ile ulusal ve uluslararası uygulamada genellikle “küçük”ler arasında kurulan, evlat edinilenin veli veya vasisinin iznine dayansa da, küçüklerin maddi ve manevi gelişimleri, gelecekleri, sosyal ilişkileri, inanç ve ahlaki yargılarının biçimlenmesi konusunda yaşamsal yetkiler sunan bir ilişki niteliğindedir. Anayasa, evlat edinenin bireysel tercihine yönelik olarak bir “temel hak” kategorisi yaratmamakta, 41. maddesinde, aileyi Türk toplumunun temeli olarak kabul etmekte, aile ilişkisinin, kendisinden beklenen “sosyal” yararı gerçekleştirecek şekilde desteklenmesini, aile içinde özellikle “anne” ve “çocukların” korunmasını devlete bir yükümlülük olarak yüklemektedir...

Bu durumda iptali istenen kurallar bir temel hakka sınırlama getirmekten çok, Anayasa’nın 5. ve 41. maddelerinde devlete yüklenen bir sorumluluğu, çağın gereklerine uygun olarak yerine getirmektedir.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallar Anayasa’nın 5., 10., 13. ve 41. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

VI – Sonuç

22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun;

1- 306. maddesinin birinci fıkrasının “Eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler; ...” bölümünün,

2- 307. maddesinin ikinci fıkrasının,

Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine … karar verildi.” (RG. 06.11.2010; S: 27751).

II-) Yargı Kararları:

1-) Y. 2. HD, T: 08.06.2009, E: 2009/7689, K: 2009/11095:

“… Denizli 2. Aile Mahkemesinin 2006/84 D. iş dosyasından anlaşılacağı üzere; davacı eşler, davalının evlilik dışı ilişkisinden doğan 06.05.2006 doğumlu küçük M.’yi bakma/evlat edinme amaçlı olarak, doğduğu tarihte yanlarına almışlardır.

Toplanan delillerden, davacıların küçüğü aldıkları tarihten bir süre sonra yurt dışına götürdükleri, tekrar Türkiye’ye döndükleri, küçüğün tarafların yanlarında bulunduğu bir yıllık süre içerisinde davacılardan S.’ın yurtdışına geçici sürelerle gittiği anlaşılmaktadır. Bu dönemde davacı eşler yönünden verilmiş bir ayrılık ya da boşanma kararı bulunmamaktadır. Diğer bir deyişle, bu dönemde evlilik birliği devam etmiş, davacı S.’ın evde bulunmadığı dönemlerde diğer eş tarafından küçüğe bakılmaya devam edilmiştir. Küçüğe aile birliği içerisinde bakıldığından davacı S.’ın kısa süreli çalışma amacıyla evden ayrılması bakım ve eğitim görevini aksatır nitelikte bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu md. 306 ve 316 koşulları oluşmuştur. Davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir. …”

2-) Y. 2. HD, T: 21.04.2005, E: 2005/2952, K: 2005/6513:

“… Davacı Durdane Pişkin 15.4.2003 tarihli dava dilekçesiyle açtığı davada, eşi Kemal Pişkin’in ikinci eşi Fatma Ak’tan olan 1977 doğumlu, evli oğlu Abdullah Pişkin’i evlat edinmek istediği, mahkemece yasal engel nedeni ile davanın reddine karar verildiği ve hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 306. maddesinin 3. fıkrasında; “Eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlat edinebilir” hükmü mevcuttur.

Anılan Kanunun 313. maddesinde de ergin ve kısıtlıların hangi hallerde evlat edinilebileceği düzenlenmiştir. Davacının dosya içinde mevcut nüfus kaydından 1943 doğumlu olduğu ve eşi Kemal Pişkin ile 8.5.1964 tarihinde evlendiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davacının Medeni Kanunun 306/3. ve 313. maddelerinde belirtilen koşulları taşıdığı ve eşinin ergin çocuğunu evlat edinmesinde yasal engel bulunmadığı göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır …”

3-) Y. 2. HD, T: 24.01.2005, E: 2004/14968, K: 2005/606:

“… Dosyamızda ise Ercan ve Bedriye (10.05.2001)’de evlenmiş olup, dava ise 10.10.2002 tarihinde açılmıştır. En az iki yıldır evli olma şartı ya da evlât edinecek eşin otuz yaşını doldurmuş olması koşulu gerçekleşmemiştir.

Türk Medeni Kanununun … 306/son maddesinde öngörülen yasal şartların oluşmaması nedeniyle davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur …”

III-) Türk Kanunu Medenîsi:

III- Karı Koca Hakkında

MADDE 255

(3678 sayılı ve 14.11.1990 tarihli Kanunun 6. maddesiyle değişik) 1 Eşlerden birinin evlât edinmesi veya evlâtlık olması diğerinin rızasına bağlıdır. Devamlı olarak temyiz kudretinden mahrum eşin rızası aranmaz. Bu halde hâkim temyiz kudretinden mahrum eşin kanunî mümessilini dinler, haklı sebeplerin varlığı halinde talebin kabulüne karar verir.

Bir kimsenin iki kişi tarafından beraberce evlâtlığa alınabilmesi ancak karı koca için mümkündür.

Not: Hüküm 3678 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramadan önce şu şekilde idi:

“Karı kocadan birinin evlât edinmesi veya evlâtlık olması diğerinin rızasına mütevakkıftır. Bir kimsenin iki kişi tarafından beraberce evlâtlığa alınabilmesi, ancak karı koca için mümkündür.”

IV-) Madde Gerekçesi:

Madde İsviçre Medenî Kanununun 264a maddesinden bazı değişiklikler yapılmak suretiyle alınmıştır.

Birinci fıkrada, hem birlikte evlât edinmenin ancak birbiriyle evli olan kişilerce yapılabileceği hem de eşlerin (üçüncü fıkra ve bir sonraki madde göz önüne alınırsa) kural olarak tek başlarına evlât edinemeyecekleri hükme bağlanmıştır. Birbiriyle evli olmayan kişiler ise birlikte evlât edinemezler.

İkinci fıkra, eşlerin evlât edinebilmelerini en az beş yıldan beri birbirleriyle evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları koşuluna bağlamaktadır. Örneğin iki yıldan beri evli olmakla birlikte otuz yaşını doldurmuş bulunan eşler evlât edinebilecekleri gibi; otuz yaşını doldurmuş olmamakla birlikte en az beş yıldır evli olan eşler de evlât edinebilirler. Madde böylece, eşlerin ya evlenme yoluyla ya da yaş itibarıyla belli bir olgunluğa erişmelerini, evlât edinme için gerekli kılmaktadır.

Üçüncü fıkrada, eşlerin birlikte evlât edinmesi gerekliliğine bir istisna getirilmektedir. Buna göre, eşlerden biri diğerinin çocuğunu tek başına evlât edinebilir. Bunun için, ya eşler en az iki yıldır evli bulunmalıdırlar ya da evlât edinecek eş otuz yaşını doldurmuş olmalıdır.

Maddedeki yaş sınırı, İsviçre Medeni Kanunundan farklı olarak ve otuz yaşın gerekli olgunluğu sağlayabileceği düşüncesiyle otuzbeşten otuza indirilmiştir.

V-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

II. Gemeinschaftliche Adoption

Art. 264a

1 Ehegatten können nur gemeinschaftlich adoptieren; anderen Personen ist die gemeinschaftliche Adoption nicht gestattet.

2 Die Ehegatten müssen 5 Jahre verheiratet sein oder das 35. Altersjahr zurückgelegt haben.

3 Eine Person darf das Kind ihres Ehegatten adoptieren, wenn die Ehegatten seit mindestens fünf Jahren verheiratet sind.

2-) CCS:

II. Adoption conjointe

Art. 264a

1 Des époux ne peuvent adopter que conjointement; l’adoption conjointe n’est pas permise à d’autres personnes.

2 Les époux doivent être mariés depuis cinq ans ou être âgés de 35 ans révolus.

3 Un époux peut adopter l’enfant de son conjoint s’il est marié avec ce dernier depuis cinq ans.

 

Not: İMK. m. 264a/f. 2’ye göre eşlerin evlat edinme yaşı otuzbeştir. Anılan hükmün 3. fıkrasına göre bir eşin diğerinin çocuğunu evlat edinebilmesi için aralarındaki evlilik ilişkisinin en az beş yıl sürmüş olması gerekir.



1   RG. 23.11.1990; S: 20704.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.