Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 504

B. İrade sakatlığı

B. İrade sakatlığı

Madde 504 - Mirasbırakanın yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yaptığı ölüme bağlı tasarruf geçersizdir. Ancak, mirasbırakan yanıldığını veya aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmediği takdirde tasarruf geçerli sayılır.

Ölüme bağlı tasarrufta kişinin veya şeyin belirtilmesinde açık yanılma hâlinde mirasbırakanın gerçek arzusu kesin olarak tespit edilebilirse, tasarruf bu arzuya göre düzeltilir.

I-) Yargı Kararları:

1-) YHGK, T: 14.04.1993, E: 1993/2-36, K: 1993/158:

“… Dava, Noterlikte düzenlenen, 14.04.1987 gün 21759 yevmiye numaralı vasiyetnamenin, daha sonra yapılan, sözlü vasiyet ile geçersiz hale getirildiği ve ayrıca iradeyi bozucu sebeplerle illetli olduğu iddiasıyla, iptali istemine ilişkindir.

Gerçekten M.K.451. maddesinde (MK. 504); hata, hile, tehdit veya cebir tesiri altında yapılan ölüme bağlı tasarrufların, batıl olduğu vurgulandıktan sonra, tasarrufları yapan kimsenin hataya ve hileye vakıf olduğu, yahut tehdit veya cebrin tesirinden kurtulduğu tarihten itibaren bir sene içerisinde rücu etmediği takdirde bu tasarrufların sahih addolunacağı hükme bağlanmıştır.

Somut olayda, tüm dosya içeriğine göre miras bırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte iradeyi bozucu bir sebebin etkisi altında bulunduğu, düzenlemeden sonra da bu etkinin sürdüğü, kanıtlanabilmiş değildir. Aksine, vasiyetnameyi, bütün sonuçlarını bilerek gerçek iradesine uygun biçimde ve bilinçli olarak tanzim ettirdiği, duraksamaya meydan bırakmayacak kadar açıktır.

Hukuk Genel Kurulu’ndaki müzakereler sırasında, bir kısım üyeler, davada vasiyetnamenin iptali isteminde; iradeyi bozucu sebepler yanında, yapıldığı iddia edilen sözlü vasiyetle, önceki vasiyetten rücu edildiği de ileri sürüldüğü ve bu konuda, incelemeye tabi tutularak değerlendirildiğine göre, davanın kesin olarak reddine karar verilmesini istemişlerdir. Ancak, çoğunluk, daire bozmasının birinci maddesinde gösterilen ve davanın reddi gereğine işaret eden bozma sebebinin olayda MK 451. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin, vasiyetnamenin düzenleme tarihi ile dava tarihi arasında geçmiş bulunduğunun belirtilmesine yönelik olduğunu, ne var ki; sözlü vasiyetnamenin iptali isteği ile davalı tarafça halen görülmekte olan başka bir dava açıldığı ve temyize konu davada da bu hususun bekletici sorun sayılması talep edildiği gerekçesiyle, kabul edilmeyerek, Özel Daire bozma kararı aynen benimsenmiştir.

Bu itibarla, uyuşmazlığın niteliğine göre, bilimsel görüşlere, devamlılık kazanmış yargısal kararlara uygun, çok açık ve gerekçeli bulunan Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi, doğru değildir.

O halde usul ve yasaya uygun olmayan direnme kararı bozulmalıdır.”

2-) Y. 2. HD, T: 06.04.2009, E: 2009/52, K: 2009/6513:

“… Dava dilekçesinde yer alan açıklamalara göre; talep, vasiyet alacaklısının vasiyetnamenin yorumlanması suretiyle belirlenmesine ilişkin olup Türk Medeni Kanunu’nun 504/2 maddesine dayanmaktadır. Vasiyetnamenin yorumuna ilişkin hükümler çerçevesinde delillerin toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre vasiyet alacaklısının ya da vasiyet lehtarının belirlenmesi gerekirken, edayı isteme hakkının kime ait olduğu bilinmeden, davacının eda davası açacakken tesbit davası açması gerekçesiyle isteğin reddi doğru görülmemiştir. …”

3-) Y. 2. HD, T: 27.05.2003, E: 2003/4695, K: 2003/7705:

“… 743 Sayılı Türk Kanunu Medenîsinin 499/3. maddesi (4721 s. TMK. 557/2); miras bırakanın hata (yanılma), hile (aldatma) ya da cebir (zorlama) sonucu ölüme bağlı tasarruf yaptığının anlaşılması halinde iptalinin istenebileceğini hükme bağlamıştır. Davacı; iptale konu vasiyetin murisin serbest iradesi ile yapılmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece tarafların tüm delilleri toplanıp, birlikte değerlendirilip, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

C BATIL TASARRUFLAR

Madde 451

Hata, hile, tehdit veya cebir tesiri altında yapılan ölüme bağlı tasarruflar batıldır. Şu kadar ki bu tasarrufları yapan kimse hataya veya hileye vâkıf olduğu, yahut tehdit veya cebrin tesirinden kurtulduğu tarihten itibaren bir sene içinde rücu etmediği takdirde mezkûr tasarruflar, sahih addolunur.

Tasarrufu yapan kimse, şahsı veya şey’i tâyin ederken açık bir hataya düşmüş ise kendisinin hakikî arzusunu katiyetle tâyin mümkün olduğu takdirde; hatalı tasarruf, bu arzuya göre tashih olunur.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 451 inci maddesini karşılamaktadır.

Yürürlükteki Kanunun 451 inci maddesinin kenar başlığı “Batıl tasarruflar” şeklindedir. Durum, İsviçre Medenî Kanununda da böyledir. Fakat madde incelendiği zaman, genel olarak ölüme bağlı tasarrufların hükümsüzlüğünü genel olarak düzenlemenin söz konusu olmadığı, sadece irade sakatlığı hâlinde, mirasbırakanın yanıldığını veya aldatıldığını öğrenmesinden ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulmasından sonraki davranışına göre, ölüme bağlı tasarrufun (akıbetinin) düzenlendiği görülmektedir. Söz konusu tarihten itibaren bir yıl içinde, mirasbırakan tasarruftan dönmediği takdirde, tasarruf geçerlilik kazanacaktır. Mirasbırakanın sakat irade beyanı ile yaptığı vasiyetnameden, bir yıllık hak düşürücü süre içinde dönmemiş olması hâlinde, ölümünden sonra artık onun mirasçıları iptal davası açma hakkına sahip değildir. Miras sözleşmeleri açısından ise, mirasbırakan artık bir yıllık sürenin geçmesiyle, sözleşmeden tek taraflı olarak dönemeyeceği gibi, ölümünden sonra mirasçıları da ölüme bağlı tasarrufu iptal ettiremeyeceklerdir. Maddenin düzenlediği asıl konu dikkate alınarak kenar başlık “İrade sakatlığı” tarzında ifade edilmiştir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

C. Mangelhafter Wille

Art. 469

1 Verfügungen, die der Erblasser unter dem Einfluss von Irrtum, arglistiger Täuschung, Drohung oder Zwang errichtet hat, sind ungültig.

2 Sie erlangen jedoch Gültigkeit, wenn sie der Erblasser nicht binen Jahresfrist aufhebt, nachdem er von dem Irrtum oder von der Täuschung Kenntnis erhalten hat oder der Einfluss von Zwang oder Drohung weggefallen ist.

3 Enthält eine Verfügung einen offenbaren Irrtum in Bezug auf Personen oder Sachen, und lässt sich der wirkliche Wille des Erblassers mit Bestimmtheit feststellen, so ist die Verfügung in diesem Sinne richtig zu stellen.

2-) CCS:

C. Dispositions nulles

Art. 469

1 Sont nulles toutes dispositions que leur auteur a faites sous l’empire d’une erreur, d’un dol, d’une menace ou d’une violence.

2 Elles sont toutefois maintenues, s’il ne les a pas révoquées dans l’année après qu’il a découvert le dol ou l’erreur, ou après qu’il a cessé d’être sous l’empire de la menace ou de la violence.

3 En cas d’erreur manifeste dans la désignation de personnes ou de choses, les dispositions erronées sont rectifiées d’après la volonté réelle de leur auteur, si cette volonté peut être constatée avec certitude.

 

 

Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.