Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 540

b. Belgeleme

b. Belgeleme

Madde 540 - Mirasbırakan tarafından görevlendirilen tanıklardan biri, kendilerine beyan edilen son arzuları, yer, yıl, ay ve günü de belirterek hemen yazar, bu belgeyi imzalar ve diğer tanığa imzalatır. Yazılan belgeyi ikisi birlikte vakit geçirmeksizin bir sulh veya asliye mahkemesine verirler ve mirasbırakanı vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini, onun son arzularını olağanüstü durum içinde kendilerine anlattığını hâkime beyan ederler.

Tanıklar, daha önce bir belge düzenlemek yerine, vakit geçirmeksizin mahkemeye başvurup yukarıdaki hususları beyan ederek mirasbırakanın son arzularını bir tutanağa geçirtebilirler.

Sözlü vasiyet yoluna başvuran kimse askerlik hizmetinde bulunuyorsa, teğmen veya daha yüksek rütbeli bir subay; Ülke sınırları dışında seyreden bir ulaşım aracında bulunuyorsa, o aracın sorumlu yöneticisi; sağlık kurumlarında tedavi edilmekteyse, sağlık kurumunun en yetkili yöneticisi hâkim yerine geçer.

I-) Yargı Kararları:

1-) Y. 2. HD, T: 29.09.1992, E: 1992/7372, K: 1992/8705:

“… Yukarıda açıklandığı üzere fevkalâde şartlar altında vasiyetçinin son arzularını alan kişilere kanun pek önemli bir görev vermiştir. Bu kişiler vakit geçirmeksizin bir mahkemeye baş vurarak kanunda gösterilen biçimde işlem yapmak zorundadırlar. Bu yön sözlü vasiyeti vasiyetname haline getiren geçerlilik şartıdır. Bu süre olağan hayatın akışı içinde derhal olarak anlaşılmalıdır. Daha başka bir ifade ile şahitlerin içinde bulundukları fevkalâde haller kalkar kalkmaz her işe tercihen işlemi yapma olarak anlamak, hük(mün) konuş amacına uygun düşer. Zira kanun vazıı "suistimalleri önlemek, tanıkların mirasçılarla görüşmesine fırsat vermemek ve bu yolla vasiyetçinin son arzularının saptırılmasına engel olmak gibi düşüncelerle bu ölçüyü koymuştur." Şahitlerin, gecikmesi kendileri ve yakınla(rı) için hayat(i) önemde zarar verebilecek işleri, ancak bir mazeret oluşturabilir. Bu olayda olduğu gibi bir şahidin gezetecilik görevi sebebiyle İsviçreden ayrılmak zorunda kalışı bu nitelikte bir mazeret kabul edilemez. Kaldı ki bu şahit 12.6.1988 günü yine İsviçre’ye dönmüştür. Orada bulunan diğer şahitle birlikte İsviçre mahkemesine derhal başvurarak işlemin tamamlanmasına engel bir hal ortada yoktur. Şahitlerin İsviçre mahkemesine müracaat ettikleri müracaatın kabul edilmediği, davanın hiç bir safhasında iddia ve ispat edilmiş de değildir. Diğer şahidin çalıştırdığı iş yerini bırakamadığı ancak okulların 26.6.1988 de tatile girmesi ile Türkiye’ye 29.6.1992de dönme imkanı bulabildikleri savunulmaktadır.

26.6.1988 Pazar günüdür. Şahitlerin hemen değil de 29.6.1988 günü geç saatlerde Türkiye’ye dönüp 30.6.1988 de hâkime başvurmalarını makbul ve haklı gösterecek, hayati nitelikte hiç bir mazeret ortaya konmamıştır. Kaldı ki ulaşım imkanının son derece çoğaldığı çağımızda sözlü vasiyeti yüklenen şahidin birkaç saatliğine Türkiye’ye gelip gitmesi mümkün olup, bu şahidin kısa süre dahi terke imkan bulamadığı işinin niteliği de açıklanmamıştır.

Medenî Kanunda şahitlerin hangi mahkemeye müracaat edecekleri belirlenmemiştir. Ancak işin icabı bunun en kolay şekilde ulaşılabilecek mahkeme olduğu yönünde kuşku duymamak gerekir. 2675 sayılı kanunun 6. maddesi dikkate alındığında bu İsviçre mahkemesi olabileceği gibi 16.9.1965 günlü Resmî Gazete’de yayınlanan Türk Medenî Kanunun velayet, vesayet ve miras hükümlerinin uygulanmasına dair Tüzük’ün 38. maddesinde açıkça ifade olunduğu üzere vasiyetçinin son ikamet hâkimi olması zorunluluğu da yoktur. Eğer vasiyet son ikametgahtan başka bir yerdeki hâkime tevdi edilmişse, o hâkim vasiyetnameyi derhal son ikametgahta bulunan mahkemeye göndermek zorundadır.

Bu açıklamalar ışığında 6.6.1988 günü ölen murisin sözlerinin 30.6.1988 gününde vakit geçirilmeksizin mahkemeye tevdi edildiğini kabul etmek de kanuna aykırıdır. …”

Not: Kararın buraya alınmayan diğer kısmı için bkz. madde 539.

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

b) Tesbit ve tevdi

Madde 487

Vasiyet, kendilerine takrir edilen şahitlerden biri takriri vâkıı ve mahalli ve vukuunu ve sene ve ay ve gün tarihlerini hemen yazıp imzalar ve diğer şahide imzalattırır. Bu suretle yazılan vasiyetnameyi, şahitler ikisi birlikte oldukları halde vakit geçirmeksizin bir mahkemeye vererek; işbu vasiyetnamenin vasiyete ehil gördükleri vasiyetçi tarafından kendilerine şifahen takrir edildiğini ve takririn ahvali fevkalâdede vuku bulduğunu hâkim huzurunda beyan ederler. Şahitler, vasiyetçinin takririni yazıp tevdi edecekleri yerde şifahen ve yukarıdaki beyanlar şeklinde hâkime arzederek bir zabıtname şeklinde dahi tesbit ettirebilir.

Vasiyetçi, vazife başında bir asker ise teğmen1 rütbesinde veya daha büyük rütbeli bir subay2, mahkeme makamına kaim olabilir.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 487 nci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Buna karşılık madde, kaynak Kanunun 507 nci maddesinde olduğu gibi üç fıkra hâline getirilmiştir. Arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasına eklenen yeni bir hükümle ülke sınırları dışında ulaşım araçlarında seyreden kişilerin yaptıkları sözlü vasiyetlerin ilgili ulaşım aracının sorumlu yöneticisinin; sağlık kurumlarında tedavi edilmekte olan kişilerin sözlü vasiyetlerinde ise sağlık kurumunun en yetkili yöneticisinin hâkim yerine geçeceği öngörülmüştür. Ülke sınırları içinde seyahat edenlerin olağanüstü koşullar içinde bulunması hâlinde yapacağı sözlü vasiyetin Türk mahkemelerine ulaştırılmasında güçlükler yaşanmadığı hâlde, yurt dışına seyahat esnasında yapılan sözlü vasiyetlerde çoğu kez tanıkların bu vasiyeti mahkemeye götürüp teslim etmekte gayret göstermeyeceği, bu yolla kişinin son arzularını yaşatmanın mümkün olmayacağı düşünülmüştür. Aynı şekilde sağlık kurumlarında tedavi edilmekte olan kişiler için de kolaylık sağlanmak üzere sözlü vasiyetin tevdi edileceği makam konusunda yeni bir hüküm getirme ihtiyacı doğmuştur.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

b. Beurkundung

Art. 507

1 Die mündliche Verfügung ist sofort von einem der Zeugen unter Angabe von Ort, Jahr, Monat und Tag der Errichtung in Schrift zu verfassen, von beiden Zeugen zu unterschreiben und hierauf mit der Erklärung, dass der Erblasser ihnen im Zustande der Verfügungsfähigkeit unter den obwaltenden besonderen Umständen diesen seinen letzten Willen mitgeteilt habe, ohne Verzug bei einer Gerichtsbehörde niederzulegen.

2 Die beiden Zeugen können stattdessen die Verfügung mit der gleichen Erklärung bei einer Gerichtsbehörde zu Protokoll geben.

3 Errichtet der Erblasser die mündliche Verfügung im Militärdienst, so kann ein Offizier mit Hauptmanns- oder höherem Rang die Gerichtsbehörde ersetzen.

2-) CCS:

b. Mesures subséquentes

Art. 507

1 L’un des témoins écrit immédiatement les dernières volontés, les date en indiquant le lieu, l’année, le mois et le jour, les signe, les fait signer par l’autre témoin et tous deux remettent cet écrit sans délai entre les mains d’une autorité judiciaire, en affirmant que le testateur, qui leur a paru capable de disposer, leur a déclaré ses dernières volontés dans les circonstances particulières où ils les ont reçues.

2 Les deux témoins peuvent aussi en faire dresser procès-verbal par l’autorité judiciaire, sous la même affirmation que ci-dessus.

3 Si les dernières dispositions émanent d’un militaire au service, un officier du rang de capitaine ou d’un rang supérieur peut remplacer l’autorité judiciaire.



1   Düsturdaki metinde “… teğmen …” ibaresi yerine “… mülâzım …” ibaresi kullanılmıştır.

2   Düsturdaki metinde “… subay …” ibaresi yerine “… zabit …” ibaresi kullanılmıştır.

 

 

Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.