Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 580

1. Mirasçı olarak

II. Sağ olmak

1. Mirasçı olarak

Madde 580 - Mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak şarttır.

Mirasın açıldığı anda sağ olan mirasçı sonradan ölürse, onun miras hakkı kendi mirasçılarına kalır.

I-) Yargı Kararları:

1-) YİBK, T: 16.12.1988, E: 1988/3, K: 1988/3:

“... mirasçılığın tesbitinde murisin ölüm tarihinin esas olduğu ve beyannamede gösterilenlerin ölüm tarihinde mirasçı olmaları koşulu ile ölüm yardımından yararlanabilecekleri; aksi halde ölüm yardımının veraset ilâmı gereğince tüm mirasçılarına ödenmesi gerektiği kabul edilerek içtihat aykırılığının bu yolda giderilmesi uygun bulunmuştur. ...

03.01.1961 günlü ve 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu‘nun 25. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ölen üyenin hayatta iken Kuruma vereceği beyanname ile ölüm yardımının tercih edeceği bir veya birkaç kişiye verilmesini isteyebileceğine; ancak bunların ölüm yardımına hak kazanabilmeleri için murisin ölüm günü itibariyle mirasçılık sıfatını taşımaları gerektiğine; aksi halde ölüm yardımının veraset ilâmı uyarınca tüm mirasçılarına ödenmesi icabettiğine ... karar verildi.” (RG: 27.02.1989, S: 20093).

2-) Y. 1. HD, T: 09.05.2011, E: 2011/3599, K: 2011/5511:

“… mirasbırakanın oğlu A., muris E.’den önce ölmüş karısı Y. ile çocukları F. ve B. kalmıştır. A., mirasbırakandan önce öldüğüne göre karısı Y.’in, E.’in mirasçısı olamayacağı gözetilmeksizin onun yönünden de davanın kabul edilmiş olması doğru değildir…”

3-) Y. 1. HD, T: 06.04.2004, E: 2004/729, K: 2004/3857:

“… Dava, Borçlar Kanununun 18. maddesinden kaynaklanan ve dayanağını 01.04.1974 tarih 1/2 Sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararından alan “muris muvazaası” hukuksal nedenine dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

Davacılar, birleştirilen davalar ile kök murisleri Mustafa tarafından çekişme konusu taşınmazların (ölünceye kadar bakma akdi ve satış suretiyle) muvazaalı olarak temlik edildiğini ileri sürerek, iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacıların, kök miras bırakan Mustafa’nın ölüm tarihi olan, 09.02.1966 tarihinde mirasçı olmadıklarından dava açma hakları bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Davada ileri sürülen iddianın niteliği itibariyle çözüme kavuşturulması gereken husus, davaya konu temliki işlemin yapıldığı tarihte başkaca mirasçıların varlığına karşın kök murisin ölüm tarihinde davacıların miras bırakanlarının sağ olmaları sebebiyle henüz mirasçı sıfatını kazanamamalarından dolayı 01.04.1974 tarih 1/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulup bulmayacağı ve davacılar tarafından temliki işlemlere ilişkin iptal davasının açılıp-açılmayacağı noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere, uyuşmazlıkta uygulama yeri olan İnançları Birleştirme Kararında (bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla tapu sicilinde kayıtlı taşınmaz malını gerçekte bağışlamak istediği halde tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıkladığının gerçekleşmesi durumunda saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçıların görünürdeki sözleşmenin muvazaalı olduğunu ve gizlenen bağış sözleşmesinin de biçim koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek dava açabilecekleri, bu dava hakkının geçerli sözleşmeler için düzenlenen Medeni Kanunun 565 (eski 507) ve 669 (eski 603) maddelerinin sağladığı haklara etkili olamayacağı) öngörülmüştür. Gerek kararın gerekçesinden, gerekse bağlayıcı olan sonuç bölümünden böyle bir davanın miras bırakanın ölüm tarihinde mirasçılık sıfatını taşıyanların açabileceğini kabul etmek olanağı yoktur. Aksine “miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar” denerek o tarihte mevcut ve sonradan ortaya çıkabilecek mirasçılar bakımından ayrım yapılmış değildir.

Nitekim 22.05 1987 tarih 4/5 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının sonuç bölümünde de “miras bırakanın yaptığı temliki tasarruflardan zarar gören mirasçıların” dava açabilecekleri belirtilmiştir.

Öte yandan, Medeni Kanunun 580. maddesi uyarınca “mirasçı olabilmek için miras bırakanın ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak şarttır. Mirasın açıldığı anda sağ olan mirasçı sonradan ölürse onun miras hakkı kendi mirasçılarına kalır” hükmü getirilmiştir.

Medeni Kanunun değinilen açık hükümleri karşısında ve istikrar kazanmış Yargıtay İçtihatlarında murisin temliki işlemi yaptığı tarihteki çocukları ve bundan sonra ana rahmine düşen çocukları (mirasçıları) arasında dava açma hakkı yönünden bir fark gözetilmemiştir. Bunun yanısıra miras bırakanın başka bir mirasçısının muvazaa nedeniyle dava açıp, tapu kaydının iptali ile terekeye döndürülmesini sağladığı takdirde temlik tarihinden sonra mirasçı olan kişinin o taşınmaza payı oranında malik olacağı da kuşkusuzdur.

Sonuç: Hal böyle olunca, dava konusu temliki işlemden sonra mirasçılık sıfatını kazanan mirasçıya muvazaa nedeniyle dava açmak hakkı tanınmaması, muvazaalı işlemin hüküm ve sonuçlarına ilişkin ilkelere, Medeni Kanunun açık hükümlerine ve sözü edilen İnançları Birleştirme Kararı, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına aykırı olduğundan miras bırakanın ölüm tarihinde henüz murislerinin sağ olması nedeniyle mirasçı olmayan daha sonra mirasçılık sıfatını kazanan davacılar yönünden 01.04.1974 tarih 1/2 Sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri bulacağı ve dava açabileceklerinin kabulü ile işin esası yönünden bir hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir. …”

Not: Karar için ayrıca bkz. madde 669.

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

II. Hayatta olmak şartı

1- Mirasçılar   

Madde 522

Mirasçı olabilmek için murisin vefatında mirasçılığa ehil olarak sağ olmak lâzımdır. Miras açıldıktan sonra vefat eden mirasçının hakkı kendi mirasçılarına intikal eder.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 522 nci maddesini karşılamaktadır.

Mirasçılığın koşullarından olmak üzere, sadece mirasa ehil (lâyık) olmak yani mirastan yoksunluk, ret, mirastan feragat gibi durumlar içerisinde bulunmamak yeterli değildir. Mirasçılık hakkı, mirasbırakanın ölümü ile kanun gereği doğduğundan, mirasa ehil olan kişinin, mirasbırakanın ölümünde sağ olması da gerekir. Mirasbırakanın ölümü ile miras hakları kanun gereği kazanıldığından, bu kazanma tarihinden sonra mirasçı durumunda bulunan kişi ölürse, ona düşen miras hakları kendi mirasçılarına geçecektir. Madde bunu yansıtacak biçimde, kenar başlıkları ile birlikte arılaştırılarak yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

II. Erleben des Erbganges

1. Als Erbe

Art. 542

1 Um die Erbschaft erwerben zu können, muss der Erbe den Erbgang in erbfähigem Zustand erleben.

2 Stirbt ein Erbe, nachdem er den Erbgang erlebt hat, so vererbt sich sein Recht an der Erbschaft auf seine Erben.

2-) CCS:

II. Le point de survie

1. Les héritiers

Art. 542

1 Ne peut être héritier que celui qui survit au défunt et qui a la capacité de succéder.

2 Les droits de l’héritier décédé après l’ouverture de la succession passent à ses héritiers.

 

 

Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.