Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 605

1. Ret hakkı

B. Ret

I. Ret beyanı

1. Ret hakkı

Madde 605 - Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.

Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.

I-) Yargı Kararları:

1-) YİBK, T: 23.12.1942, E: 1942/24, K: 1942/29:

“… Medenî Kanunun 545 inci maddesinde kanunî ve mahsup mirasçıların mirası reddedebilecekleri ve müteveffanın vefatı anında terekenin borca müstağrak olduğu şayi veya sabit olursa miras reddedilmiş olacağı beyan olunduktan sonra 546 ncı maddede reddin müddeti ve 549 uncu maddede şekli gösterilerek bir dâva ve defi mevzuu olan hükmi red meskût bırakılmıştır.

Filhakika hükmi redden mütevellit dava ve ihtilâflar defter tutma ve tasfiye müddetleri geçtikten sonra ya icrada bir takip veya mahkemede bir dava üzerine tahaddüs etmekde ve mirasçılar terekenin borca müstağrak olduğunu ileri sürerek kendilerine mesuliyet terettüp etmiyeceğini iddia eylemektedirler.

Terekenin borca müstağrak olduğunun şüyu veya sübutu ve mirasın fiilen veya kavlen kabul edilmiş olup olmadığı muhakemeye muhtaç hususlardan olup kanunda bu kabil ihtilâfların mutlaka sulh hâkimleri tarafından görüleceği hakkında bir sarahat olmadığından meselenin vazifeye mütedair kanunî esaslar dairesinde mütalâası muktazi ve binaenaleyh Temyiz İkinci Hukuk Dairesinin içtihadı muvafık olduğuna … karar verildi.” (RG. 13.03.1943; S: 5354).

2-) YHGK, T: 22.09.2010, E: 2010/2-379, K: 2010/413:

“… Davacılar vekili, muris Umur Erözlü’nün terekesinin borca batık olduğunun tereke tespit davasında ortaya çıktığını, bu nedenle mirası reddettiklerini ileri sürerek mirasın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.

Yerel Mahkemece süresi içerisinde mirasın reddi istenmediğinden, açılmış olan dava ile davacıların mirası örtülü olarak kabul etmiş sayılacakları ve terekenin borca batık olduğu hususunun ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin verilen karar, Özel Dairece … bozulmuş, yerel mahkeme aynı gerekçe ile kararında direnmiştir.

… hükmi reddin sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması gerekmemektedir; yeter ki mirasçı TMK’nin 610.maddesinin ikinci fıkrasında açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş sayılmasın.

TMK.’nin 610/2. maddesinde ise;

“Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.” denilmektedir.

Terekenin tespiti için davacılar tarafından açılan dava, bu kapsamda olmayıp davacıların mirası örtülü olarak kabul ettikleri sonucunu doğurmaz.

Tüm dosya kapsamından terekenin borca batık olduğu anlaşıldığına göre Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. …”

3-) YHGK, T: 16.04.2008, E: 2008/4-332, K: 2008/336:

“... Davacı vekili, Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memurunun, davalıları(n) oğlu YA tarafından silahlı saldırıya uğradığını ve sonrasında vefat ettiğini, davalıların oğlu Y.A’nın ise intihar ettiğini, ölen polis memurunun hastane giderlerinin 4.355.040.000 TL. olduğunu ve müteveffa polis memurunun mirasçılarına 32.585.000.000 TL. tazminat ödenmesine karar verildiğini ileri sürerek 32.585.000.000 TL.’nin 31.12.2003 tarihinden itibaren, 4.355.040.000 TL.’nin ise 22.11.2002 tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davalılara oğullarından intikal eden mal varlığı bulunmadığını, aczi tüm çevre tarafından bilinirken öldüğünü, MK. 605/2. maddesinde açıkça belirtildiği gibi ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli ise mirasın reddedilmiş sayılacağını, mirasçıların ayrıca bir irade açıklamasına gerek bulunmadığını, davalıların mirası hükmen red etmiş olmaları nedeniyle miras bırakanın borcunun tazminine yönelik davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.

Yerel Mahkemece; "Davalıların miras bırakanının, ölüm tarihinde ödemeden aciz içinde olduğu ve mirasın hükmen red edildiği ve mirası red eden mirasçı davalıların miras bırakanın borcundan dolayı sorumlu olmadıklarının kabulü gerekir." gerekçesi ile davanın reddine dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, mirasın reddine ilişkin yasal hükümlerin somut olayda uygulanıp uygulanamayacağı noktasındadır.

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 605. maddesi "B.Ret; I.Ret beyanı; I.Ret hakkı" başlığı ile düzenlenmiştir.

Birinci fıkrası "Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler." hükmünü içermektedir. Kayıtsız, şartsız red (hakiki red) olup, bu davada uygulama dışındadır.

İkinci fıkrası "Ölümü halinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır" hükmünü amirdir. Bu hüküm bir karinedir. Konumuzu veyadan önceki cümle ilgilendirmektedir. Türk Kanunu Medenîsi’nin 545. maddesinin sadeleştirilmiş şekli aynen kaleme alınmıştır.

Bir çok yargı kararlarında ve ilmi görüşlerde bu red, hükmi red olarak isimlendirilmektedir. Türk Medenî Kanunu, "hakiki redde" süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu "hükmi reddin" sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması ya da dava yolu öngörmemiştir. Öyle ki; reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip, mirasın açılması ile kendiliğinden mirasçılara intikal edeceği (TMK. m. 599) yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir. Eğer mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla ya da Türk Medenî Kanunu’nun 610. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş ise, zaten yapılabilecek bir işlem kalmamıştır.

Mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi, bunu def’i yolu ile de ileri sürebilir.

Somut olayda, mirasçılar def’i yolunu tercih etmişlerdir. Açılan bu davada miras bırakanın ödemeden aczinin açıkça belli olduğunu dile getirmişlerdir. İşte bu halde mirasın reddedilmiş olduğunun kabulü gerekir.

Bu durumun teyidi yönünden, mahkeme duruşma safahatında; Tapu Sicil Müdürlüğü’ne, SSK İhtiyarlık Sigorta Müdürlüğü’ne, Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne, Emekli Sandığı’na müzekkereler yazmış, aldığı cevaplarla miras bırakanın hiçbir taşınmazının bulunmadığı, vergi mükellefi olmadığı, SSK ve Emekli Sandığı’ndan maaş almadığı belirlenmiştir. Ayrıca; Emniyet Müdürlüğü’nden alınan cevabi yazıda da, miras bırakanın ölmeden önce boşta gezdiği, işinin olmadığı, üzerine kayıtlı mal varlığının bulunmadığı tespit edilmiştir. Dinlenen şahit de bu durumu teyit etmiştir.

Bu açıklamalardan anlaşıldığı gibi, miras bırakanın taşınır, taşınmaz hiçbir malı olmadığı gibi, maaşının da bulunmadığı, herhangi bir işte de çalışmadığı belirlenmiştir. Yani miras bırakanın ödemeden aczi açıkça bellidir. Karinenin doğruluğu somut olayda saptanmış olup, aksi davacı tarafından ispat edilememiştir.

Bu görüşümüzü; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.03.1984 gün ve 1982/2266 E, 1984/239 sayılı kararı ile, 14.03.2001 tarih ve 2001/2-220 E, 240 sayılı kararları da doğrulamaktadır.

Yukarıda açıklanan ve tüm dosya muhteviyatına uygun olan gerekçeler karşısında usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir. …”

4-) Y. 2. HD, T: 14.03.2011, E: 2010/15095, K: 2011/4530:

“… Dava, mirasbırakanın ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen (kendiliğinden) reddedilmiş sayılmasına (M.K.m.605/2) ilişkin olup, davanın terekeden alacaklı olanlara karşı açılması ve 23.12.1942 gün 24/29 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre görevli mahkemenin tereke alacaklılarının alacak miktarına göre belirlenmesi gerekir.

Mahkemece, davacının babasının Sosyal Güvenlik Kurumuna 21.893,66 YTL. ve Ziyapaşa Vergi Dairesine 5.679,99 YTL. vergi borcu olduğu belirlenmekle, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, görev unsuru göz önünde bulundurulmadan davanın esasının incelenmesi,

Kabule göre de; tereke alacaklılarına husumet yöneltilmeden eksik hasımla yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. …”

Not: Bu yönde bkz. Y. 2. HD, T: 10.05.2011, E: 2010/17735, K: 2011/8008.

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

B RET

I. Hakikî ret veya hükmi ret

1- Ret salâhiyeti

Madde 545

Kanunî ve mansup mirasçılar, mirası reddedebilirler. Müteveffanın vefatı anında terekenin borca müstağrak olduğu şayi veya sabit olursa, miras reddedilmiş olur.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 545 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin konu ve kenar başlıkları İsviçre Medenî Kanununun 566 ncı maddesindeki aslına uygun olarak “Ret”, “Ret beyanı” ve “Ret hakkı” şeklinde değiştirilmiştir. Aynı şekilde madde, kaynak Kanuna uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur. Arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında “borca müstağrak olduğu şayi ve1 sabit olursa” ifadesi yerine “ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise” ifadesi tercih edilmiştir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

B. Ausschlagung

I. Erklärung

1. Befugnis

Art. 566

1 Die gesetzlichen und die eingesetzten Erben haben die Befugnis, die Erbschaft, die ihnen zugefallen ist, auszuschlagen.

2 Ist die Zahlungsunfähigkeit des Erblassers im Zeitpunkt seines Todes amtlich festgestellt oder offenkundig, so wird die Ausschlagung vermutet.

2-) CCS:

B. Répudiation

I. Déclaration à cet effet

1. Faculté de répudier

Art. 566

1 Les héritiers légaux ou institués ont la faculté de répudier la succession.

2 La succession est censée répudiée, lorsque l’insolvabilité du défunt était notoire ou officiellement constatée à l’époque du décès.

V-) Yararlanılabilecek Monografiler:

İlhan Helvacı; Türk Medenî Kanununa Göre Mirasın Reddi, İstanbul, 2002.



1   Gerekçede yer alan “… ve …” ibaresi “… veya …” olarak anlaşılmalıdır.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.