Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 698

a. Paylaşma istemi

7. Paylı mülkiyetin sona ermesi

a. Paylaşma istemi

Madde 698 - Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir.

Paylaşmayı isteme hakkı, hukukî bir işlemle en çok on yıllık süre ile sınırlandırılabilir. Taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmeler, resmî şekle bağlıdır ve tapu kütüğüne şerh verilebilir.

Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz.

I-) Yargı Kararları:

1-) YİBK, T: 03.04.1946, E: 1944/39, K: 1947/7:

“… Bu suretle ayrı ayrı tasarruf olunan iki gayrimenkul şuyulandırılarak bir gayrimenkul haline girdikten sonra bunların sahipleri arasında da bu kanun hissedarlığın vücut bulacağını emretmektedir.

Kanun emir ve icabı olarak birleştirilen gayrimenkullerin sahipleri arasında bu yerlerin her şayi cüzünde karşılıklı ve yüz ölçüleri nispetinde hasıl olacak iştirak, Medeni Kanunun müşterek mülkiyet hükümlerine tabi bulunur.

Bu hükümler gereğince hissedarlar, bu şuyudan doğan müşterekliği sürdürmeye zorlanamazlar ve Medeni Kanunun 627. maddesindeki hal mevcut olmadıkça şuyun giderilmesini isteyebilirler. Bahse konu olan şuyu hususi kanundan doğma olduğundan bu cihetin tapu kütüğüne henüz geçirilip geçirilmemiş olması da şuyuun giderilmesi hakkını kullanmaya tesir etmez. …” (RG. 16.11.1946; S: 6456).

Not: Kararın hüküm fıkrası için bkz. madde 732.

2-) YHGK, T: 06.07.2011, E: 2011/6-416, K: 2011/469:

“... Paydaşlığın giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan veya kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden, davanın açılmasında tarafların kusuru bulunup bulunmadığının da yargılama giderlerinin yükletilmesi açısından bir önemi bulunmamaktadır.

Bu ilkeden hareketle, başka bir hususa bakılmaksızın, yargılama giderlerinin ve yargılama giderleri arasında sayılan vekalet ücretinin, yargılamada kendisini vekil ile temsil ettiren taraf veya taraflar lehine takdir edilerek, taraflara tapudaki / mirasçılık belgesindeki payları oranında yükletilmesi gerekir. ...”

3-) YHGK, T: 07.12.2005, E: 2005/6-662, K: 2005/699:

“… Dava, bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece satış kararı verilmiş ve hüküm davalı İlhan Keleş tarafından temyiz edilmiştir.

Türk Medenî Kanununun paylı mülkiyetin sona ermesini düzenleyen ve “paylaşma istemi” başlığını ihtiva eden 698. maddesi hukuki bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça paydaşların her birinin malın paylaşılmasını isteyebileceği hükmüne yer vermiştir. 699. madde paylaşma biçimi hakkındaki kuralı koymuştur. Buna göre aynen bölünerek paylaştırma mümkün ise hâkim o şekilde değilse açık artırma ile satış kararı verecektir. Kanunun bu maddesi amir bir nitelik taşır. Aynı kanunun 703/son maddesi de elbirliği mülkiyetinde paylaşma, aksine hüküm bulunmadıkça paylı mülkiyet hükümlerine göre yapılır kuralını öngörür. Kanunu Medenî’nin 627. maddesi “Taksim davası”ndan söz ederken Medenî Kanunun 698. maddesi başlığı ise “paylaşma istemi” şeklinde kaleme alınmıştır. Maddede “dava” sözcüğü yerine davayı da içine alan daha kapsamlı “istem” sözcüğüne yer verilmiştir.

Bu kanunî düzenlemeden anlaşılacağı üzere paylaşma isteme (taksim davası açma) hakkı kural olarak paylı mülkiyette paydaşa, elbirliği mülkiyetinde ise mirasçıya tanınmıştır. Malik olmayan kimseye paylaşma isteme ve paylaşmaya katılma hakkı tanınmamıştır. Örneğin Kanunu Medenî’nin 612, Medenî Kanunun 677. maddeleri miras payının temliki konusunda üçüncü kişi ile sözleşme yapma imkan vermesine karşın, bu kimseye paylaşmaya katılma yetkisi vermemektedir. O halde paydaş olmayan kimsenin paylaşma (taksim) davası açması mümkün değildir.…”

Not: Kararın diğer kısmı için bkz. madde 648.

4-) YHGK, T: 03.03.2004, E: 2004/18-140, K: 2004/135:

“... ortaklığın giderilmesi davaları, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallar ile haklarda, paydaş ya da ortaklar arasında yürürlükte olan tapulu mülkiyet ilişkisini sora erdirip bireysel mülkiyete geçişi sağlayan çift yönlü, yanlar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Ortaklardan birinin davayı takip etmesi halinde diğer davalardan farklı olarak o kimse davacı durumuna girer. Gerek davacı ve gerekse bütün davalılar bakımından bu halde dava devam eder. Davanın reddine ilişkin kararı temyiz etmemiş olanlar bakımından kararın kesinleşmiş olduğu kabul edilemez. Taraflardan birisi temyiz edip karar bozulmuş ise bozma kararı temyiz etmeyen paydaşları da etkiler. Paydaşların hepsini etkileyecek bir karar verilmedikçe ortaklığın giderilmesi söz konusu olamaz. ...”

5-) Y. 6. HD, T: 15.06.2010, E: 2010/3607, K: 2010/7330:

“... Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır.

Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya birkaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. HUMK’nun 569. maddesi hükmü uyarınca davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.

Olayımıza gelince; dava konusu taşınmazların paydaşlarından Nafıye, Zeki, Özden, Siyami, Nazif, Yusuf ve Osman’ın davada yer almadığı tapu kayıtlarının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı gibi HUMK’nun 569. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunlu olduğundan mahkemece adı geçen paydaşların sağ ise kendilerinin, ölü ise alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulması doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. …”

6-) Y. 6. HD, T: 08.06.2010, E: 2010/3042, K: 2010/6904:

“… Uyuşmazlık, 7 no’lu parselin paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile taşınmazın satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi üzerine hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu edilen ve satışına karar verilen H... Mahallesi 2045 ada 7 parsel no’lu 579.41 m2 arsalı kerpiç ev nitelikli taşınmaz 27.03.2008 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu oluşmuş ve taraflar adına paylı mülkiyet hükümlerine tabi olarak tescil edilmiştir. Ne var ki dava dışı Turhan ve arkadaşları tarafından Van İkinci İdare Mahkemesi’nin 2009/368 esas sayılı dosyasında V... Belediye Başkanlığı aleyhine imar uygulamasının iptali için dava açılmış, mahkemece de 03.06.2009 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. İmar planının iptali için açılan davada şüyuulandırma işleminin iptaline karar verilmesi halinde ortada imar parseli kalmayacağından paydaşlığın giderilmesi davası da konusuz kalmış olur. Bu durumda mahkemece sözü edilen idari yargıda açılan davanın sonucunun beklenerek oluşacak duruma göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. …”

7-) Y. 6. HD, T: 14.04.2010, E: 2010/13865, K: 2010/4406:

“... Dava bir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, dava dilekçesinde 8 numaralı bağımsız bölümde tarafların paydaş olduğunu, paydaşlığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesini istemiş, davalı vekili, dava konusu edilen taşınmazın aile konutu olup tapu kaydında buna ilişkin şerh bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi gereğince; eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Aynı Kanun’un 698. maddesine göre; … paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir. …

Somut olayda; dava konusu edilen ve satışına karar verilen 8 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının açıklamalar bölümüne 08.01.2008 tarihinde “aile konutu” şerhi konulduğu, taraflar adına 1/2’şer payla kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda taşınmazın belli bir amaca özgülendiğinin kabulü gerekir. Tapu kaydı üzerindeki bu şerh terkin edilmediği müddetçe ortaklığın giderilmesinin istenmesi mümkün değildir. O halde mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. …”

II-) Türk Kanunu Medenîsi: 

5- Müşterek mülkiyetin nihayeti

a) Taksim dâvası

Madde 627

Hukukî bir tasarruf mucibince yahut müşterek mülkün devamlı bir maksada tahsis edilmiş olması hasebiyle şuyuu idame mükellefiyeti olmadıkça hissedarlardan her biri, taksim istiyebilir. Taksim hakkı, hukukî bir tasarrufla on seneden fazla bir müddet için bertaraf edilemez. Taksim, münasip olmıyan bir zamanda yaptırılamaz.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 627 nci maddesini karşılamaktadır.

İsviçre Medenî Kanununun 650 nci maddesi göz önüne alınarak düzenlenmiştir. Yürürlükteki maddenin “Müşterek mülkiyetin nihayeti” şeklindeki konu başlığı “Paylı mülkiyetin sona ermesi” şeklinde değiştirilmiştir. Zira düzenlenmek istenen konu, paylaşma yoluyla sona ermedir. Kenar başlıktaki “dava” sözcüğü yerine de “istem” sözcüğü konulmuştur. Paydaşlar dava açmadan da kendi aralarında paydaşlardan birinin istemi üzerine paylaşma yapabilirler. İstem sözcüğü, bu anlamda davayı da içine alan daha geniş bir ifadedir. Bu sebeple tercih edilmiştir.

Madde üç fıkra hâlinde düzenlenmiş ve ikinci fıkra ile, kaynak Kanuna uygun olarak, taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmelerin resmî şekilde yapılması ve bunun tapu kütüğüne şerh verilebilmesi öngörülmüştür. Böylece söz konusu sözleşmelerin, sonraki paydaşlara etkili olmasının nasıl sağlanacağı hususunda yürürlükteki Kanundan doğan tereddütlere son verilmiştir.

Maddenin son fıkrasında, uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamayacağı öngörülerek yürürlükteki maddenin son cümlesi tekrar edilmiştir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

10. Aufhebung

a. Anspruch auf Teilung

Art. 650

1 Jeder Miteigentümer hat das Recht, die Aufhebung des Miteigentums zu verlangen, wenn sie nicht durch ein Rechtsgeschäft, durch Aufteilung zu Stockwerkeigentum oder durch die Bestimmung der Sache für einen dauernden Zweck ausgeschlossen ist.

2 Die Aufhebung kann auf höchstens 30 Jahre durch eine Vereinbarung ausgeschlossen werden, die für Grundstücke zu ihrer Gültigkeit der öffentlichen Beurkundung bedarf und im Grundbuch vorgemerkt werden kann.

3 Die Aufhebung darf nicht zur Unzeit verlangt werden.

2-) CCS:

10. Fin de la copropriété

a. Action en partage

Art. 650

1 Chacun des copropriétaires a le droit d’exiger le partage, s’il n’est tenu de demeurer dans l’indivision en vertu d’un acte juridique, par suite de la constitution d’une propriété par étages ou en raison de l’affectation de la chose à un but durable.

2 Le partage ne peut être exclu par convention pour une période supérieure à trente ans; s’il s’agit d’immeubles, la convention doit, pour être valable, être reçue en la forme authentique et peut être annotée au registre foncier.

3 Le partage ne doit pas être provoqué en temps inopportun.

 

Not: İsviçre Medenî Kanunu’nun 650. maddesinin 2. fıkrası 11.12.2009 tarihli Federal Kanun ile 01.01.2012 itibariyle değişikliğe uğramıştır. Hükmün değişiklikten önceki düzenlemesine göre paylaşmayı isteme hakkı sözleşme ile en çok 30 yıl süre ile sınırlandırılabilirken bu azami süre değişiklikten sonra 50 yıla çıkarılmıştır.

V-) Yararlanılabilecek Monografiler:

Aydın Aybay; Müşterek Mülkiyetin Sona Ermesi (Teksir edilmiş doçentlik tezi), İstanbul, 1964.

Aydın Aybay; Müşterek Mülkiyette Taksim, İstanbul, 1966.

Zekeriya Kurşat; Paylı Mülkiyetin Sona Ermesi, İstanbul, 2007.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.