Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 705

I. Tescil

B. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması

I. Tescil

Madde 705 - Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.

Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.

I-) Yargı Kararları:

1-) YİBK, T: 27.12.1939, E: 1939/11, K: 1939/60:

Bkz. madde 1023.

2-) YİBK, T: 28.05.1941, E: 1941/12, K: 1941/20:

“… Tescilin icrası için Vakıflar Kanununun 30 uncu maddesi mucibince taviz bedelinin tescilden evvel peşin olarak tamamen vakfa verilmesi şarttır. Ve taviz bedeli verilmedikçe tapu dairesi tescilden memnudur. Büyük Millet Meclisinin 12 Haziran 1940 tarih ve 1188 sayılı kararı mucibince kıymet takdir edilirken gayrimenkulün hususiyeti gözönünde tutularak hariç bırakılmış olmadıkça tavizin mutasarrıfı tarafından aksi takdirde belediye tarafından tescilden evvel ifası lâzım gelir. Belediye tescilden sonra gayrimenkulde dilediği gibi tasarruf ederek ister mülk olarak muhafaza isterse tamamen veya kısmen yola kalbedebillr. Yola kalbedilen hallerde gayrimenkulün tamamen veya kısmen ziyaı tabiîdir. Ancak bu ziya keyfiyeti bir hareketi arz veya heyelan neticesinde husule gelen ziyalara kabili kıyas değildir. Çünkü istimlâkte mutasarrıf gayrimenkulünü bir bedel mukabilinde belediyeye temlik etmiş olmasına mebni kendisi için gayrimenkulün ziyaı tasavvur edilemez. Belediyeye gelince, belediyece gayrimenkulün yola kalbedilebilmesi yukarda izah edildiği üzere taviz bedeli peşin olarak vakfına verildikten ve mülkiyeti hususiyenîn izalesinden sonra kabil olabilir. Zira kanun vazıı taviz hakkının mülkiyet ile birlikte tedavülünü imkânsız kılmıştır. Hastahane ve hal için yapılan istimlâklerde mülkiyetin belediye adına tescilinden sonra tabiî hadiselerden dolayı gayrimenkul telef ve zayi olsa taviz olarak verilen şey’in istirdadına mahal olmadığı gibi yol açmak maksadiyle yapılan istimlâklerde de taviz bedeli lâzım gelmiyeceği iddia olunamaz. İşbu sebeplere binaen vakıf gayrimenkulün yol için istimlâki halinde de taviz bedelinin ifası lâzım geleceğine … karar verildi.” (RG: 07.08.1941, S: 4880).

3-) YİBK, T: 28.04.1943, E: 1942/22, K: 1943/16:

“… Mevcut demiryolunun tevsii gibi münferit sebeplerle yapılan istimlâklarda umumî hükümlerden ayrılmayı istilzam edecek bir zaruret mütesavver olmadığı gibi etrafındaki emlâk ve arazi kıymetleri zaten demiryolunun inşasiyle artmış olup hattın tevsii keyfiyetinin kıymet tezayüdünde bir tesiri bulunmamış olduğundan emlâk ve arazi sahiplerinin faydalanacağı da mülâhaza edilemiyeceğine binaen mahkemelerce bu kabil münferit istimlâklarda istimlâk bedelinin umumi hükümler dairesinde takdir ve tâyin ettirilmesi lüzumuna … karar verildi.” (RG. 30.06.1943; S: 5443).

4-) YİBK, T: 28.02.1945, E: 1944/23, K: 1945/5:

Bkz. madde 683.

5-) YİBK, T: 09.10.1946, E: 1946/6, K: 1946/12:

Bkz. madde 706.

6-) YİBK, T: 24.06.1953, E: 1952/14, K: 1953/6:

“… İzah olunan sebeplere binaen Tahsili Emval Kanunu’na tevfikan yapılan cebri ihalelerin fesih ve iptalinden dolayı hukuku muhtel olduğu iddiasiyle alıcılar tarafından Devlet aleyhine açılan tazminat dâvalarının rüyet ve tetkikinin Devlet Şûrası’na ait olduğuna ve Ticaret Dairesi’nin bu babtaki içtihadının isabetli ve kanuna uygun bulunduğuna … karar verildi.” (RG. 24.08.1953; S: 8489).

7-) YİBK, T: 20.10.1989, E: 1988/4, K: 1989/3:

“… Kamulaştırma parasının arttırılması hakkında açılacak davalarda, mahkemece arttırılan bölüm için mülkiyetin idareye geçtiği günden itibaren faiz istenebileceğine, … karar verildi.”(RG. 24.12.1989; S: 20382).

8-) YİBK, T: 24.06.1994, E: 1993/3, K: 1994/2:

“… Kamulaştırma üzerine ferağı verilmiş taşınmazlarda, Kamulaştırma Kanununun 14. maddesindeki kamulaştırma bedelinin artırılması davası açılması için kabul edilen 30 günlük hak düşürücü süre(nin) daha önce kamulaştırma işlemi ile ilgili olarak yasaya uygun bir bildirim yapılmamış olması halinde, tapuda bu devir (ferağ) işleminin yapıldığı tarihte başlayacağına … karar verildi.”(RG. 20.09.1994; S: 22057).

9-) YİBK, T: 17.04.1998, E: 1996/3, K: 1998/1:

“… “Belediyelerce yapılıp usulünce onaylanarak yürürlüğe konulan nazım imar planı kapsamındaki taşınmazlar, kamulaştırma hukuku yönünden arsa sayılabilir ise de, bu nitelendirmede; nazım imar planının ait olduğu idari birim (büyükşehir, il, ilçe, köy), belediye ve mücavir alan sınırları içindeki yerleşim ve nüfus yoğunluğu, ulaşım ve altyapı hizmetleri ve yerleşim merkezine olan mesafe ile taşınmazın plandaki konumu ve kullanım biçimi gibi unsurlar da göz önünde bulundurulabilir” biçiminde … karar verilmiştir.” (RG. 21.06.1998; S: 23379).

10-) YHGK, T: 25.05.2005, E: 2005/5-288, K: 2005/352:

“... Davacı İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, tapuda davalı adına kayıtlı bulunan dava konusu 2 parsel sayılı taşınmaza 1968 ve 1980 yıllarında Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Binası ve Çocuk Ruh Sağlığı Ana Bilim Dalı binaları inşa etmek suretiyle kamulaştırmasız elatmıştır.

Davacı idare, elatma gününden, görülmekte olan davanın açıldığı 12.08.2002 tarihine kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesinde öngörülen yirmi yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuş; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin 04.11.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 10.04.2003 gün ve 2002/112 Esas, 2003/33 Karar sayılı kararı ile, yargılama sırasında iptal edilmiştir.

... 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705’nci maddesinin 1. fıkrasında, taşınmaz mülkiyetinin tescille kazanılacağı belirtildikten sonra; 2. fıkrasında, “Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır.” hükmü öngörülmüştür.

Böylece, tescille kazanma ilkesine ayrık bir hüküm olmaktan çok, Kanunun 705. maddesinin 2. fıkrası ile, tescile gerek olmadan da taşınmaz mülkiyetinin, bu yollarla kazanılabileceği belirtilmiştir.

Bu noktada, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesinde öngörülen yirmi yıllık hak düşürücü sürenin geçmesiyle idarenin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705/2. fıkrası gereğince, taşınmazın mülkiyetini tescilden önce kazanacağı açıktır.

Ne var ki, taşınmaz mülkiyetini devretmek veya üzerinde sınırlı ayni hak kurmak ya da kurulmuş bu hakları devretmek için tescil zorunlu olup; mülkiyeti kazanan idare eski maliki hasım göstererek, taşınmazın tapuya kendi adına tescilini dava yolu ile isteyebilir.

Ancak, mahkemece idare adına verilen tescil kararı, yenilik doğuran (inşaî ve ihdasi) bir hüküm olmayıp, daha önce meydana gelmiş bir hukuki durumu tespit edici (beyani) bir hükümdür. ...

Tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre, davacı idarenin tapuda davalı adına kayıtlı bulunan 57,35 metrekare yüzölçümündeki 2 parsel sayılı taşınmazın tamamına, kamulaştırma yapmadan, 1968 ve 1980 yıllarında Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı ile Çocuk Ruh Sağlığı Anabilim Dalı binalarını inşa etmek suretiyle elattığı anlaşılmaktadır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesinde yazılı 20 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle, 12.08.2002 tarihinde görülmekte olan dava açılmış; Anayasa Mahkemesi’nin, 04.11.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 10.4.2003 gün ve 2002/112 Esas, 2003/33 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesi iptal edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından önce 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesinde öngörülen yirmi yılık hak düşürücü süre geçirildiğinden, davalının mülkiyet hakkı sona ermiş, taşınmaz, artık tesisi yapan davacı idarenin mülkiyetine geçmiştir.

Olayda, gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705/2. maddesi, gerekse 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 38. maddesi uyarınca davacı idare yararına gerçekleşmiş ve tamamlanmış hukuki durum söz konusu olup, bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından etkilenmeyeceği açıktır.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının ilke olarak Resmi Gazetede yayımlandıkları tarihten itibaren ve geleceğe dönük olarak hüküm ve sonuç doğuracağı unutulmamalıdır. Bu nedenledir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından önce, iptal edilen yasa kuralına dayanılarak, davacı idare yararına kazanılmış mülkiyet hakkının Anayasa Mahkemesi kararından etkilenmeyeceği, kuşku ve duraksamadan uzaktır. Daha açık anlatımla Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının, iptal edilen yasa kuralına dayanılarak daha önce davacı yararına gerçekleşen kazanılmış hakka etkili olması olanaklı değildir.

Şu hale göre yirmi yıllık hak düşürücü süre iptal kararından önce dolduğundan; Yerel Mahkemece taşınmazın, gerçek hak sahibi durumuna gelen davacı idare adına tesciline karar verilmesi ve aynı nedene dayalı direnme kararı usul ve yasaya uygundur. Direnme kararı bu nedenle onanmalıdır.”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

B GAYRİMENKUL MÜLKİYETİNİN İKTİSABI

I. Tescil

Madde 633

Gayrimenkul mülkiyetini iktisap için tapu siciline kayıt, şarttır. Bununla beraber işgal, miras, istimlâk, cebri icra tarikleriyle veya mahkeme ilâmı ile bir gayrimenkulü iktisabeden kimse tescilden evvel dahi ona malik olur.

Fakat tescil merasimi ikmal edilmedikçe temliki tasarrufta bulunamaz.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 633 üncü maddesini karşılamaktadır.

Madde konu ve kenar başlıklarıyla birlikte arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Birinci fıkra, İsviçre Medenî Kanununun 656 ncı maddesinde olduğu gibi tescil ilkesini, ikinci fıkra ise tescilsiz kazanma hâllerini hükme bağlamaktadır. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile ikinci fıkrası hükümleri kaynak Kanunda olduğu gibi maddeye ikinci fıkra olarak alınmıştır.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

B. Erwerb

I. Eintragung

Art. 656

1 Zum Erwerbe des Grundeigentums bedarf es der Eintragung in das Grundbuch.

2 Bei Aneignung, Erbgang, Enteignung, Zwangsvollstreckung oder gerichtlichem Urteil erlangt indessen der Erwerber schon vor der Eintragung das Eigentum, kann aber im Grundbuch erst dann über das Grundstück verfügen, wenn die Eintragung erfolgt ist.

2-) CCS:

B. Acquisition de la propriété foncière

I. Inscription

Art. 656

1 L’inscription au registre foncier est nécessaire pour l’acquisition de la propriété foncière.

2 Celui qui acquiert un immeuble par occupation, succession, expropriation, exécution forcée ou jugement en devient toutefois propriétaire avant l’inscription, mais il n’en peut disposer dans le registre foncier qu’après que cette formalité a été remplie.

 

 

Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.