Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 747

a. Zorunlu geçit

7. Geçit hakları

a. Zorunlu geçit

Madde 747 - Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir.

Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır.

Zorunlu geçit iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir.

I-) Yargı Kararları:

1-) YİBK, T: 11.02.1959, E: 1959/14, K: 1959/13:

“… Medenî Kanunun 671 inci maddesinin tatbiki bakımından leh veya aleyhine lüzumlu geçit hakkının tanınması istenen gayrimenkullerin tapuda müseccel olması lâzım geldiğine … karar verilmiştir.” (RG. 05.06.1959; S: 10223).

2-) YİBK, T: 29.04.1968, E: 1966/22, K: 1968/8:

“… Belediye sınırları içinde ve tapuda kayıtlı bulunan gayrimenkuller hakkında Medenî Kanunun 671 inci maddesi uyarınca bedeli karşılığında lüzumlu geçit verilmesi için açılan davalarda isteğin İmar Kanunu ve Talimatnameleri hükümlerine uygunluğunun belediyeden veya İmar İdare Kurulundan sorulması gerekmediğine … karar verildi.” (RG. 01.06.1968; S: 12913).

3-) YHGK, T: 29.11.2006, E: 2006/14-756, K: 2006/762:

“... Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Geçit hakkı verilmesindeki amaç, genel yolla bağlantısı olmayan taşınmazın genel yola kesintisiz bağlantısını sağlamaktır. Somut olayda paftasında lehine geçit tesis edilen 7 parselin doğuda Çarşı Sokağı ile bağlantısı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı buradan genel yola ulaşmak yerine yola çıkış yapması gereken böIüme çamaşırhane vs. yaparak kendi kusuru ile çıkış yerini kapattığından meydan yerine geçit amacıyla eldeki bu davayı açamaz. Davanın açıklanan bu nedenle reddi gerekirken istemin hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır... ,

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

... Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire Bozma Kararı’na uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.”

4-) YHGK, T: 26.04.2006, E: 2006/14-264, K: 2006/237:

“... Dava geçit hakkı istemine ilişkindir.

Davacı S. S. Ç. Doğa Konut Yapı Kooperatifi vekili, başlangıçta Hazine’ye ait iken gerçek kişilere satılan ve en son satış yoluyla davacı kooperatif adına tapuya tescil edilen 850 parsel sayılı taşınmazın ormanla çevrili olması nedeniyle genel yola çıkışının bulunmadığını, bu nedenle Orman İdaresinden lüzumlu geçit hakkı istenildiğini, bu isteğin reddedildiğini; taşınmazı önceki maliklere satanın da, yolu vermeyenin de Hazine olduğunu, iyiniyetli başvurulardan sonuç alınamadığını ileri sürerek, çevresindeki diğer taşınmazlardan en uygun yerden geçit hakkı kurulmasına; geçit var ise korunmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı Orman İdaresi vekili, ormanların mülkiyetinin, işletilmesinin, idare ve gözetiminin Devlet’e ait olduğunu; Devlet ormanlarında izin ve irtifak hakkı tesisinin 6831 sayılı kanunun 17. maddesinde özel olarak düzenlendiğini, uyuşmazlığa özel hukuk hükümlerinin uygulanamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili, davacının taşınmazın genel anlamda yola çıkışın olmadığını bilerek taşınmazı satın aldığını, dava dilekçesinde geçit hakkı istenen parsellerin de gösterilmediğini, geçit hakkı verilmesini gerektiren koşulların oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Yerel Mahkeme; davacıya ait 850 numaralı parsele orman parseli olan 938 numaralı parsel dışında başkaca komşu parsel bulunmadığı, Yargıtay Ondördüncü Hukuk Dairesinin kararlılık kazanmış içtihatlarına göre, mera ve ormanlar aleyhine zorunlu geçit hakkı tesisinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; bu karar Ondördüncü Hukuk Dairesince ve aynı yöndeki direnme kararı da, davacı vekilinin temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulunca bozulmuştur.

Davalılardan Hazine vekili, Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamıyla ilgili olarak karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Hukuk Genel Kurulu’nun karar düzeltme istemine konu edilen kararının gerekçe ve sonuç bölümleri, aşağıdaki gibidir:

“... H- Gerekçe: Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayalı geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.

Bir geçit isteminin çözüm ve sonuçlandırılmasında gözönünde tutulması gereken genel ilkeleri şöyle belirlemek mümkündür:

Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunmasına rağmen mevcut bu yol ile ihtiyacı karşılanmayan tapulu taşınmaz maliki açabilir.

Bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine nispi geçit ihtiyacı veya geçit yetersizliği denilebilir.

Geçit ihtiyacı olan kişi(nin), davasını öncelikle taşınmazların önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yönelt … mesi gerekir.

Geçit hakkı verilmesi isteğine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen tapulu taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmazın müşterek mülkiyete konu olması halinde, paydaşlardan bir ya da bir kaçı dava açabilir.

Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması, geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi ilkesi gözönünde tutulmalıdır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, bir anlamda özünü komşuluk hukukundan almaktadır denilebilir. Bunun doğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri de esas alınmalıdır.

Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi de gözetilmelidir.

Bu nedenlerle de bir taşınmaz için 2,5-3 metre genişliğindeki bir yolun yeterli olacağı kabul edilmelidir.

Davacı yararına tesis edilen geçidin, genel yola kesintisiz ulaşması sağlanmalıdır.

Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır. Saptanan bu bedel, hükümden önce depo ettirilmeli, böylece geçit bedelinin geç ödenmesinden doğabilecek sakıncalara meydan verilmemelidir. Aksinin kabulü, maddenin amacı ile de çelişir.

Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.

Davanın niteliği gereği yargılama giderleri de davacı üzerinde bırakılmalıdır.

Geçit hakkına ilişkin ana ilkeler bu olmakla birlikte eldeki dava özellik taşıyan bir durum arz etmektedir. Şöyle ki: Yararına geçit kurulması istenilen davacıya ait 850 parselin dört tarafı hazine adına orman niteliği ile kayıtlı 938 parsel ile çevrili olup, genel yol ile bağlantısı bulunmadığı sabittir. Mutlak geçit ihtiyacı içersindedir. İstemi bu mutlak gereksinim nedeniyle aşağıda açıklanacak hususlar çerçevesinde çözüme kavuşturulmalıdır.

Özel Daire bozmasında da vurgulandığı üzere davacıya ait taşınmazı dört bir yandan çevreleyip kuşatan, orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı 938 parsel üzerinde orman yönetimince gereksinimleri karşılamak üzere açılmış eylemli yollar bulunabilir. Nitekim davacı da bu tür yolların varlığından söz etmektedir.

Bunun yanı sıra bu orman parselinin çevresinde genel yol ile özel mülkiyete konu taşınmazlar da bulunabilir. Veyahut da ormanı çevreleyen özel mülkiyete konu taşınmazların ötesinde genel yol olabilir.

Bu nedenlerle mahkemece öncelikle, 938 sayılı orman parseli ile çevresindeki taşınmazları içeren pafta getirtilmeli, mahallinde yapılacak keşifte orman içindeki fiili yollar; çevreleyen özel mülkiyete konu parseller, bu parsellerden genel yola cepheli olanlar belirlenip, orman yönetiminden davacının hangi eylemli yoldan yararlanabileceği sorulup saptandıktan sonra bu cevap da dikkate alınıp yukarıdaki genel ilkeler gözetilmek suretiyle, ormana komşu sair taşınmazlardan genel yola kadar olan ulaşım olanağı araştırılmalı ve buna göre bir sonuca gidilmelidir.

Yerel mahkeme kararı yukarıda açıklanan nedenlerle ve Özel Daire kararındaki sebeplerle bozulmalıdır.

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK’nın 429. maddesi gereğince bozulmasına, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 30.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.”

Davalı Hazine vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Hukuk Genel Kurulundaki görüşmede şu sonuca varılmıştır:

Davacıya ait 850 parsel sayılı, 43.142 metrekare mesahalı ve tarla vasıflı taşınmazın dört bir tarafının, Devlet Ormanı vasfıyla Hazine adına kayıtlı 1.581.816,75 metrekare mesahalı 938 parsel sayılı taşınmaz ile çevrili olduğu çekişmesizdir.

Görülmekte olan davada, Devlet ormanı vasıflı 938 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesisi istenilmiştir.

Yargıtay Hukuk Dairelerinin ve Hukuk Genel Kurulu’nun kararlılık kazanmış uygulamasına göre, mera ve ormanlardan zorunlu geçit tesis edilemez. Esasen, gerek Özel Daire bozma ilamında ve gerekse düzeltilmesi istenilen Hukuk Genel Kurulu kararında, aksi yönde bir benimseme de mevcut değildir: Her iki ilamda da, davacının zorunlu geçit ihtiyacı içerisinde olduğu belirtilmekle birlikte, taşınmazın dört bir tarafının Devlet ormanıyla çevrili bulunmasından dolayı, davacı lehine ormandan geçit hakkı tesis edilemeyeceği gerçeğinden hareket edilip; davacı tarafça ileri sürülen şekilde orman içerisinde fiili yollar bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğine işaret edilmiştir. Başka bir ifadeyle, her iki ilam da, Devlet ormanından zorunlu geçit hakkı tesisi sonucunu öngörmemektedir; sadece, eğer varsa ve hukuken olanaklı ise, orman içerisindeki fiili yollardan herkes gibi davacının da yararlanabileceği belirtilmiştir.

Ancak, karar düzeltme istemi üzerine yeniden yapılan inceleme ve değerlendirmede şu sonuca varılmıştır:

Yerel Mahkemece, Hukuk Genel Kurulu’nun bozma ilamında da işaret edilen şekilde bir inceleme ve araştırma yapılıp, Devlet ormanı içerisinde fiili yollar bulunduğunun saptanması ve buna dayalı olarak davacı kooperatifin … bu fiili yol veya yollardan yararlanma hakkına sahip olacağı benimsenmek suretiyle bir hüküm kurulması halinde; böylesi bir hüküm, sonuç itibariyle Devlet ormanından zorunlu geçit hakkı tesisi anlamına gelecektir ki, yukarıda açıklandığı üzere buna hukuken olanak yoktur.

Öte yandan, yine karar düzeltme istemine konu Hukuk Genel Kurulu kararında yapılması gereğine işaret edilen araştırmanın sonucunda, orman içerisinde fiili yollar bulunduğu saptansa dahi, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca, bu konudaki yetkinin Orman Bakanlığına ait olması nedeniyle, davacının öncelikle anılan hükümde öngörülen prosedür çerçevesinde, anılan yollardan yararlandırılması için Orman Bakanlığı’na başvurması gerekeceği açıktır. Bu istemi reddedilirse, davacı, ancak ret işleminin iptali istemiyle bir dava açabilecektir. Böylesi bir davanın ise, adli yargının değil; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-a maddesi uyarınca idare mahkemelerinin görevi içerisinde bulunduğunda da kuşku yoktur.

Bu durumda, Yerel Mahkemenin aynı yöndeki direnme gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.

Ne var ki, temyiz aşamasında zuhulen direnme hükmünün bozulmasına karar verilmiş olduğu, karar düzeltme istemi üzerine yeniden yapılan inceleme sonucunda anlaşıldığından; Hukuk Genel Kurulu’nun bozma kararının kaldırılmasına, direnme kararının onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.”

Not: Karar için ayrıca bkz. madde 748.

5-) Y. 14. HD, T: 28.03.2011, E: 2011/2620, K: 2011/3937:

“... Zorunlu geçit hakkının yukarda açıklandığı gibi genel yola kadar kesintisiz kurulması şart olup, genel yol ile bağlantısı bulunmayan, paftasında dere ve sonrasında tescil harici kısma bağlantı sağlanarak davalı parsellerden geçit tesisi ile kesintisizlik ilkesi ihlal edilmiştir.

Mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken, infazı da mümkün olmayacak şekilde istemin kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükümün bozulması gerekmiştir. …”

6-) Y. 14. HD, T: 28.03.2011, E: 2011/2606, K: 2011/3964:

“... Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 maddesi gereğince geçit istemi en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. ...

Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince;

Davacının maliki olduğu 82 sayılı parselin geçit ihtiyacının komşusu olan 77, 80, 81 sayılı parseller üzerinden de karşılanması olanaklıdır. Mahkemece bu parseller üzerinden geçit alternatifi araştırılmamış, davacının sübjektif arzusu dikkate alınarak yazılı olduğu şekilde geçit güzergâhı belirlenmiştir.

Yukarıda vurgulandığı üzere genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirmesi prensibi uyarınca geçit kurulacak yerin belirlenmesi davacının sübjektif arzusuna b(ır)akılmamalı, bütün geçit güzergâhları hâkimlikçe re’sen gözetilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma sonucu karar kurulması bu sebeple doğru olmamıştır.

Kabule göre de; geçit irtifakı kuşkusuz taşınmaz malikini yüklü taşınmaz haline getirir. Zira taşınmaz maliki üzerine geçit kurulan taşınmaz bölümünden yararlanamaz ve kullanamaz. Bu sebeple kısıtlamaya karşılık geçit ihtiyacı içerisinde olan taşınmaz malikinin uygun bir bedel ödemesi gerekmektedir. İrtifak hakkı bedeli ise hiçbir zaman bilirkişi raporunda sözü edilen güzergahtaki ağaçların bir yıllık ortalama geliri değildir. Mahkemece bu yönün gözardı edilerek bilirkişi raporuna bağlı kalınıp ağaçların bir yıllık ortalama gelirinin irtifak bedeli olarak kabulü de isabetli değildir.

Karar açıklanan sebeplerle bozulmalıdır.”

7-) Y. 14. HD, T: 04.02.2010, E: 2010/45, K: 2010/1010:

“… Geçit ihtiyacına yönelik davaların geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmesi ve geçitin yüklü taşınmazlara en az zarar verecek şekilde kurulması gerekir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Özellikle somut olayda olduğu gibi yüklü taşınmazı ikiye bölecek ona ekonomik olarak zarar verecek şekilde geçit kurulamaz. Belediyenin uygulaması yapılmamış imar planı da bu şekilde geçit tesisin(e) delil teşkil etmez. ...”

Not: Bu yönde bkz. Y. 14. HD, T: 13.10.2008, E: 2008/10698, K: 2008/11447.

8-) Y. 14. HD, T: 04.02.2010, E: 2009/14833, K: 2010/1009:

“… Dava, 1058 sayılı parsel maliki olan davacı tarafından Türk Medeni Kanunu’nun 744. maddesine dayanılarak su mecra irtifakı ve Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayanılarak da zorunlu geçit irtifakı istemleriyle açılmıştır.

... dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 1057 sayılı parselin davacı ve diğerler iştirakçiler adına paylı mülkiyet rejimine tabi olarak kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.

Geçit hakkı tesisinde ilke, davanın en az zarar görecek taşınmaz malikine yöneltilmesidir. Zira geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkelerinin gözetilmesi zorunludur. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Davacı 1057 sayılı parsele paydaş olduğuna, bu parselden dava dışı 1054 sayılı parsele geçmek suretiyle genel yola ulaşabileceğine göre yukarıda belirtilen kurallar çerçevesinde davacının geçit gereksiniminden en az zarar görmesi olanaklı taşınmaz durumundaki 1054 sayılı parsel malikleri hakkında dava açmak üzere davacıya mehil verilmeli, açılırsa dava dosyaları birleştirilmeli, davacının 1057 sayılı parselden yararlanarak 1054 sayılı parsel üzerinden geçiş olanağı araştırılmalıdır. Değinilen bu alternatifin değerlendirme dışı bırakılması doğru görülmemiştir.

Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.”

9-) Y. 14. HD, T: 16.09.2008, E: 2008/8718, K: 2008/10201:

“… Dava, gene(l) yola ulaşma ihtiyacı nedeniyle değil de davacının kendisine ait iki ayrı parsel arasında yer alan davalılara ait 30 parsel numaralı taşınmaz üzerinden davacıya ait parsellere geçişi sağlar nitelikte geçit hakkı kurulması istemiyle açılmıştır.

Böyle bir istemle geçit hakkı tesisi yasaya uygun düşmez. Yasanın tanımadığı ve kurmadığı nitelikte bir hak yargı yoluyla tesis edilemeyeceği gibi istemin reddine karar verilecek yerde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. …”

10-) Y. 14. HD, T: 29.04.2008, E: 2008/4521, K: 2008/5545:

“… Davacıya ait 585 parsel numaralı taşınmazın geçit gereksiniminin bulunduğu açıktır. Mahkemece yapılan araştırma sonucu istek hüküm altına alınmış ise de geçit hakkına konu olan bir kısım yer tescil harici bırakılan taşınmazdır. Zorunlu geçit hakkı, mülkiyet hakkının kanundan doğan dolaylı bir sınırlaması olduğundan bu tür sınırlamalar, ancak mülkiyet hakkına konu taşınmazlar için söz konusu olabilir.

11.02.1959 tarih 1958/14 Esas ve 1959/13 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da “... Bir gayrimenkule sahip olmak ancak tapu kaydıyla mümkün olur. Şu halde tapuya kayıtlı olmayan bir gayrimenkulün zilyedi o yerin maliki ve sahibi sayılamayacağından komşu gayrimenkul malikinden lüzumlu geçit hakkını isteyemeyeceği gibi, tapuda kayıtlı olamayan geçit hakkına mevzu teşkil edecek gayrimenkul zilyedine karşı da bir hak istimal olunamaz. Tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkul lehine ve yine tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkul aleyhine geçit hakkına müteallik bir karar istihsal edilse bile bu hakkın Medenî Kanunun 672. maddesi hükmü dairesinde tapu siciline tescili mümkün değildir. Halbuki sözü geçen madde bu hakkın tapuya tescil edilmesi lüzumuna amildir. İşte bu madde hükmü dahi tapuda kayıtlı olmayan diğer bir gayrimenkul zilyedi aleyhine lüzumlu geçit talebinde bulunamayacağını teyit etmektedir. Tariki amme çıkmak için kafî bir yolu bulunmayan zilyedin eğer o gayrimenkulü tescil ettirmek hakkını kazanmışsa, evvela o gayrimenkulünü tapuya tescil ettirdikten ve geçit hakkına mevzu olacak komşu gayrimenkulde tapuda kayıtlı olmayıp, o gayrimenkulün zilyedi lehine iktisap şartları tahakkuk etmişse, lüzumlu geçit hakkın(ı) haiz olan şahsın hukuki menfaati dolayısıyla, sözü geçen bu gayrimenkulün zilyet adına tescilini talep ve temin ettikten sonra, lüzumlu geçit isteme hakkını kullanması lâzımdır.” denilmek suretiyle, zorunlu geçit hakkının ancak tapuda kayıtlı taşınmazlar hakkında söz konusu olabileceği, tapu siciline kayıtlı olmayan yerler için böyle bir zorunluluk doğduğunda ise, tapuya tescil gerekliliği yerine getirildikten sonra ihtiyaç sahibi kişinin talepte bulunmasının mümkün olduğu öngörülmüştür.

Zorunlu geçit hakkının hukuki niteliği, açıklanan ilgili yasa hükümleri ve İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca, leh ve aleyhine geçit tesisi istenen taşınmazların tapu siciline kayıtlı olmaları gerekir.

Aleyhine geçit kurulması talep edilen taşınmazların da tapulu olmaması halinde bunların tapuya tescilinde hukuki yararı bulunduğundan davacıya yine dilediği ve istediği takdirde mahkemece bunların da tapuya tescilini sağlamak amacıyla yetki ve süre verilmeli ve bu davaların sonucu beklenmeli, bunlar tamamlandıktan sonra geçit istemi incelenmelidir.

Mahkemece tüm bu hususlar gözetilmeksizin tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz aleyhine hüküm kurulmuş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır. …”

Not: Bu yönde bkz. Y. 14. HD, T: 14.07.2005, E: 2005/6436, K: 2005/7289.

11-) Y. 14. HD, T: 26.02.2007, E: 2007/1487, K: 2007/1796:

“… Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.

Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.

Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.

Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

7- Mürur hakkı

a) Lüzumlu geçit

Madde 671

Tarikı âmme çıkmak için kâfi bir yolu bulunmayan gayrimenkul sahibi tam bir ıvaz mukabilinde komşularından kendisine geçmek için münasip bir yerin terkini talep edebilir. Bu hak mülklerin ve onlara giden yolların evvelki hallerine göre bu yolun nereden geçmesi lâzımgeliyorsa oranın malikine ve icabında bu yolun açılmasından en az mutazarrır olan kimseye karşı kullanılır. Bu yolun tâyininde iki tarafın menfaatleri gözetilir.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 671 inci maddesini karşılamaktadır.

Madde kaynak Kanunun 694 üncü maddesine uygun olarak üç fıkra hâline getirilmiş, konu ve kenar başlıklarıyla birlikte arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında sözü edilen “genel yol”, umuma (genele) açık olan yolu ifade etmektedir. Toplu yapılanmalardaki özel yollardan ayırt etmek için genel yol kavramı kullanılmıştır. Maddede malikin ödemesi gereken karşılık bilinçli bir şekilde “tazminat” olarak adlandırılmamıştır. Zira tazminat bir zararın karşılığıdır. Burada ise bir tazminat değil denkleştirme bedeli söz konusudur.

Maddenin birinci fıkrasında kullanılan “malik” deyimi paylı mülkiyetteki pay sahiplerini de içerecek genişliktedir. Paylı mülkiyette paydaşlardan birinin zorunlu geçit isteminde bulunması, diğer paydaşların yararına ve paylı mülkiyetin kullanılabilirliğini arttıran bir tasarruftur. Bu nedenle bu koşullarda paylı mülkiyette, paydaşlardan her biri de bu hükümden yararlanabilecektir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

7. Wegrechte

a. Notweg

Art. 694

1 Hat ein Grundeigentümer keinen genügenden Weg von seinem Grundstück auf eine öffentliche Strasse, so kann er beanspruchen, dass ihm die Nachbarn gegen volle Entschädigung einen Notweg einräumen.

2 Der Anspruch richtet sich in erster Linie gegen den Nachbarn, dem die Gewährung des Notweges der früheren Eigentums- und Wegeverhältnisse wegen am ehesten zugemutet werden darf, und im weitern gegen denjenigen, für den der Notweg am wenigsten schädlich ist.

3 Bei der Festsetzung des Notweges ist auf die beidseitigen Interessen Rücksicht zu nehmen.

2-) CCS:

7. Droits de passage

a. Passage nécessaire

Art. 694

1 Le propriétaire qui n’a qu’une issue insuffisante sur la voie publique peut exiger de ses voisins qu’ils lui cèdent le passage nécessaire, moyennant pleine indemnité.

2 Ce droit s’exerce en premier lieu contre le voisin à qui le passage peut être le plus naturellement réclamé en raison de l’état antérieur des propriétés et des voies d’accès, et, au besoin, contre celui sur le fonds duquel le passage est le moins dommageable.

3 Le passage nécessaire sera fixé en ayant égard aux intérêts des deux parties.

V-) Yararlanılabilecek Monografiler:

Ergun Özsunay; Zarurî Geçit Hakkı, İstanbul, 1968.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.