Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 976

III. Geçici olarak kesilme

III. Geçici olarak kesilme

Madde 976 - Fiilî hâkimiyetin geçici nitelikteki sebeplerle kullanılmaması veya kullanma olanağının ortadan kalkması zilyetliği sona erdirmez.

I-) Yargı Kararları:

1-) Y. 1. HD, T: 27.05.2010, E: 2010/5248, K: 2010/5995:

“… fen bilirkişi krokisinde çekişme konusu 7 parsel sayılı taşınmazın (B) ile ve 15 parsel sayılı taşınmazın (D) ile gösterilen bölümlerinin uzun zamandır tarım yapılmayan, zilyetliği terk edilen, niteliği itibariyle üzerinde geven ve çalı formunda bitki oluşmuş halde bulunan taşınmaz niteliğinde olduğu görülmektedir.

Bilindiği gibi, Türk Medeni Yasasının 976. maddesi hükmü gereği, fiili hakimiyetin geçici sebeplerle kullanılmaması(nın) veya kullanma olanağının ortadan kalkması(nın) zilyetliği sona erdirmeyeceği kuşkusuzdur.

Ne var ki, somut olayda, davalının uzun yıllardır 7 parselin (B) ile ve 15 parselin (D) ile gösterilen kısımlarında bir zilyetliğinin olmadığı sabit olup, uzun süreli bir kullanmama durumunun zilyetliğin terki olarak yorumlanması zorunludur. Ayrıca, hayvan otlatmanın tek başına kazandırıcı zamanaşımı ile iktisabın nedenini teşkil etmeyeceği ve zilyetliğe karine oluşturmayacağı açıktır. … ”

2-) Y. 8. HD, T: 31.03.2009, E: 2009/844, K: 2009/1481:

“… Mahkemece dava konusu 205 numaralı parselin kadastroca 30.04.1999 tarihinde Hazine adına tespit görüp 08.08.2000 tarihinde kesinleşmesi sebebiyle tapuya tescil edildiği, bu tarihten sonra yapılan satışların tapulu taşınmazın harici satışı niteliğinde kabul edilmesi gerektiği ve bu nedenle de BK. 213, Tapu Kanununun 26, TMK. nun 706.maddesi gereğince hukuken geçersiz olduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bu gerekçe somut olaya uymamaktadır. Zira kadastro tespitinin yapıldığı 30.04.1999 tarihine kadar taşınmaz üzerinde zilyet olan kişinin bu zilyetlik hakkını devretmesi mümkündür. Zilyetliği devralan zilyetlikle birlikte dava hakkını da devralmış sayılacağından açmış olduğu davanın dinlenmesi, kadastro tespitine kadar önceki zilyedin haklarına TMK. nun 977 ve 999 maddesi gereği halef olarak dava açıp taşınmazı iktisap edebilecektir. Davanın bu nedenle reddi doğru değildir. Ancak 14.11.2008 tarihinde yapılan keşifte hazır bulunan mahalli bilirkişi Panayotaki Graşi alınan beyanında taşınmazın 1958 yılında Nikola ve Regina isimli karı koca tarafından zeytinlik olarak kullanıldığını, 5-10 yıl sonra çocukları İstirati Frango’ya bağışladıklarını, Frango’nun da bu taşınmazı 1970’li yıllara kadar kullandığını, 1970 yılında ada’dan ayrıldığını ancak eniştesi Panoyot İpseftel’i taşınmaz üzerindeki zilyetliğini sürdürmesi için vekil tayin ettiğini, Panoyot’un 1980 yılına kadar bu şekilde zilyetliğini sürdürdüğünü, 1980’li yıllarda Panoyat’ın da ada’dan ayrıldığını ifade etmiştir. Aynı bilirkişi taşınmazın 2000’li yıllarda İstarati Frango tarafından Boztepe soyadlı kişilere satıldığını açıklamıştır. Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi 1980 yılından sonra satıcı İstirati’nin taşınmaz üzerinde asli ve feri biçimde zilyet olmadığı anlaşılmaktadır. TMK. nun …” (975.) “… maddesine göre, bir şeyde fiili hakimiyetini doğrudan doğruya sürdüren kimse dolaysız, başka bir kişi aracılığıyla sürdüren kimse ise dolaylı zilyettir. TMK.nun 976.maddesine göre de fiili hakimiyetin geçici nitelikteki sebeplerle kullanılmaması zilyetliği sona erdirmez. Kanun metninden de anlaşılacağı gibi fiili hakimiyetin geçici değil fakat uzun süreli sebeplerle kullanılmaması zilyetliği sona erdirir. … ”

3-) Y. 16. HD, T: 23.10.2003, E: 2003/9463, K: 2003/9752:

“… Mahkemece nizalı taşınmazın köye uzak ve yolların bozuk olması nedeniyle 6-7 yıldan beri kullanılmadığından söz edilerek bu durum zilyetliğin terki kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuşsa da, Medenî Kanun’un eski 889, yeni 976 maddesine göre zorunlu olan geçici terkin, zilyetliğin terki anlamına gelemeyeceği vurgulanmıştır. Nizalı taşınmazın davalı ve miras bırakanlarının iktisabı sağlayan bir süreden beri zilyet olduktan sonra köyün uzak ve yolların bozuk oluşu nedeniyle bir süre kullanılmaması zilyetliğin terki anlamına gelmez. Davalı yararına zilyetlikle mülk edinme koşulları gerçekleştiğine göre Hazine’nin açtığı davanın reddine, tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsizdir. …”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

III. Muvakkat inkıta

Madde 889

Zilyedliğin kullanılması muvakkat bazı hallerden dolayı mümteni yahut münkati olursa, zilyedlik izaa edilmiş olmaz.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 889 uncu maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak fiilî hâkimiyetin kullanılmasını(n) engellenmesi ve kesilmesi arasındaki farkın anlaşılabilmesi için maddenin ifadesi değiştirilmiştir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

III. Vorübergehende Unterbrechung

Art. 921

Eine ihrer Natur nach vorübergehende Verhinderung oder Unterlassung der Ausübung der tatsächlichen Gewalt hebt den Besitz nicht auf.

2-) CCS:

III. Interruption passagère

Art. 921

La possession n’est pas perdue, lorsque l’exercice en est empêché ou interrompu par des faits de nature passagère.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.