Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 992

5. Taşınmazlarda karine

5. Taşınmazlarda karine

Madde 992 - Tapuya kayıtlı taşınmazlarda, hak karinesinden ve zilyetlikten doğan dava açma hakkından yalnız adına tescil bulunan kimse yararlanır.

Bununla birlikte taşınmaz üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse, gasp veya saldırı sebebiyle dava açabilir.

I-) Yargı Kararları:

1-) YHGK, T: 03.02.2010, E: 2010/4-4, K: 2010/56:

“… (... Dava, davacı dernek tarafından yaptırılan cami üzerine davalılar arasındaki anlaşma uyarınca kurulmuş olan cep telefonu baz istasyonunun kaldırılması isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve karar davalılarca temyiz edilmiştir. (...)

633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 35. maddesinde, cami ve mescitlerin Diyanet İşleri Başkanlığının izni ile açılıp Başkanlıkça yönetileceği, gerçek ve tüzel kişilerce yapılarak izinli veya izinsiz olarak ibadete açılmış bulunan camilerin yönetiminin üç ay içinde Diyanet İşleri Başkanlığına devredileceği hükmü bulunmaktadır. Bu yasal düzenleme karşısında kamunun yararlanmasına mahsus kamu malı niteliğindeki cami ve müştemilatlarının kamu tüzel kişileri dışında …” (gerçek) “… ve tüzel kişilerin (dernek, vakıf vs.) mülkiyetine konu olması mümkün bulunmadığı gibi bu yerlerin yönetim ve tasarrufu da …” (gerçek) “… ve tüzel kişilere bırakılamaz. Bu duruma göre uzun süredir ibadete açık olduğu anlaşılan cami ve müştemilatının yönetimi davacıya değil Diyanet İşleri Başkanlığına aittir. Bu nedenle dava konusu taşınmaz davacı adına kayıtlı olsa bile camilerin mülkiyeti …” (gerçek) “… veya tüzel kişilere ait olması mümkün olmadığından mülkiyet iddiasına dayanarak dava açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın bu nedenle reddedilmesi gerekir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir ...),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle H.U.M.K. 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

… dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekir. Davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir …

Bunun yanında, “Taşınmazlarda hak karinesi” başlığını taşıyan TMK.’nun 992. maddesinde aynen; “Tapuya kayıtlı taşınmazlarda, hak karinesinden ve zilyetlikten doğan dava açma hakkından yalnız adına tescil bulunan kimse yararlanır.” hükmünü içermektedir.

Görülmektedir ki, öncelikle ortada dava konusu edilmeye uygun bir hak bulunmalı ve dava, o hakkın sahibi durumunda olan ve dava ehliyetine sahip bulunan kişi tarafından açılmış olmalıdır. …

Eldeki davada, davalıların kendi aralarındaki kira sözleşmesine dayanarak, davacının maliki olduğu taşınmazda bulunan caminin üzerine, onun bilgi ve onayı da olmadan cep telefonu baz istasyonu ve tesisi kurdukları belirlenmiş olup; bunun mülkiyet hakkına haksız el atma niteliğinde olduğu açıktır.

Davalıların kendi aralarında yaptıkları kira sözleşmesine dayanarak, bu sözleşmeye taraf olmayan ve rıza da göstermeyen tapu kayıt malikinin, üstün hakkını bertaraf edecek nitelikte bir haklarının varlığını ileri sürmeleri ve bunun hukuken kabul görmesi de olanaklı değildir.

Bu açık durum karşısında, doğrudan mülkiyet hakkını ilgilendiren böyle bir el atmanın önlenmesine yönelik dava hakkının, mülkiyet hakkı sahibi davacıya ait olduğunun ve aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekir.

Yerel mahkemenin bu yöne ilişkin direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, yerindedir. Ayrıca, dosya kapsamı ile yerel mahkemenin “davacının mülkiyet hakkı bulunan taşınmazına davalıların elatmalarını ve baz istasyonu kurmalarını haklı gösterir bir sebebin bulunmadığı” gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiş olması da doğrudur.

… direnme kararı onanmalıdır. …”

II-) Türk Kanunu Medenîsi:

5- Gayrimenkule dair karine

Madde 905

Tapu sicilline kaydedilmiş olan gayrimenkuller için hak karinesine istinat etmek ve zilyedlik dâvaları ikame eylemek salâhiyeti ancak kendi lehine tescil vâki olan kimseye ait olur. Bununla beraber gayrimenkul bilfiil kendi iktidarı dahilinde bulunan kimse, gasp ve tecavüz sebebi ile dâva ikame edebilir.

III-) Madde Gerekçesi:

Yürürlükteki Kanunun 905 inci maddesini karşılamaktadır.

Hüküm değişikliği yoktur. Ancak kaynak Kanunun 937 nci maddesi dikkate alınarak madde iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir.

IV-) Kaynak İsviçre Medenî Kanunu:

1-) ZGB:

5. Vermutung bei Grundstücken

Art. 937

1 Hinsichtlich der in das Grundbuch aufgenommenen Grundstücke besteht eine Vermutung des Rechtes und eine Klage aus dem Besitze nur für denjenigen, der eingetragen ist.

2 Wer jedoch über das Grundstück die tatsächliche Gewalt hat, kann wegen eigenmächtiger Entziehung oder Störung des Besitzes Klage erheben.

2-) CCS:

5. Présomption à l’égard des immeubles

Art. 937

1 S’il s’agit d’immeubles immatriculés au registre foncier, la présomption du droit et les actions possessoires n’appartiennent qu’à la personne inscrite.

2 Celle qui a la maîtrise effective de l’immeuble peut toutefois actionner pour cause d’usurpation ou de trouble.

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.